Haftanın notları: Hepsi aroma!

Binlerce yıl birbirimize muhtaçtık...
Çevremizde kanıyla canıyla insanlar olmadan yaşayamazdık...
Şimdi oyuncaklarına tutkuyla bağlı bir çocuk gibi bilgisayarlara, cep telefonlarına, dijital ağlara ve sanal iletişime muhtacız...
İtiraf etmekten kaçınsak da, gerçek kişiler (en yakınlarımız bile) yavaş yavaş bir yük olup çıkıyorlar.
Sonra bazıları kalkıp hâlâ "İnsan hep aynı insan" diyor...
Gülüyorum içimden...
Hüzünleniyorum sonra...
Keşke haklı olsalar ama "dünyadan" haberleri yok!

***

Dijital teknoloji, çomağını insanın en derinlerine kadar sokuyorsa...
İnsanın yarı android olma ihtimalinden basit bir şey gibi konuşuluyorsa...
Ergenler bütün bunları sıradan şeyler gibi konuşuyorlarsa...
Olup bitenlerin sadece teknolojik bir dönüşüm olduğunu düşünmek aptalca bir aldanış demektir.

***

20. yüzyılda kurulmuş dünya sisteminin yıkılmak üzere olduğundan bahsediyorlar.
Doğru!
Lakin sadece o kadar mı
Binlerce yıllık insan yaşamı kökünden değişmek üzere değil mi
Düşünelim, derim...

***

Markette dolaşıp neler var, neler yok diye bakıyorum...
Sağlıklı beslenme rafları artık meyve, sebze bölümünden daha geniş. (İnşallah bu manzara taze sebze, meyve için tehlike çanları anlamına gelmiyordur.)
Kuru yemiş ve atıştırmalık bölümü upuzun, orada takılıp kalıyorum.
O da ne
Paketlerin üzerinde şöyle yazıyor:
"Şeftali tadında hurma." Hemen yanındaki paketlerde de "yeşil elma tadında hurma" yazıyor.
Niye
Hurma yiyeceklerse, neden kendi tadında yemiyorlar