Hiç yüzme hevesi uyandırmayan sığ sular gibi geçen geceler...
İnsana inancını törpüleyen gündüzler...
Israrlı bir hüzün...
Tam güneş açmışken birden bastırıveren vertigo...
"Günün haberleri neymiş bakalım" diye sosyal medya ağlarına göz atmaya başladığında nabzının yükselmesi ve zihnine hâkim olan endişeler...
Dimdik durma ihtiyacı...
Ve "sabreden derviş" hâli...
Sonbahar böyle gelip geçecek, anlaşıldı.
***
İyiyi elde tutmakta zorlanıyoruz.Neyin doğru olduğu konusunda yaldızlı laf çok da anlaşma yok!
Etraf çöp dolu ama...
Hiç değilse güzeli kurtarmalıyız...
***
Şimdi böyle deyince de...Aklıma Byung-Chul Han'ın "Güzeli Kurtarmak" adlı 87 sayfalık küçük ama tefekkür açısından pek "dolu" kitabı geliyor...
İlk olarak 2015'te çıkmıştı...
Han'ın bu kitapta ele aldığı "hijyenik akıl", "pürüzsüz estetik", "selfie toplumu", "güzelin politikası" gibi konularda şu geçen 11 yıl bile çok şeyi değiştirdi...
Ama Han'ın özellikle altını çizdiği "selfie kültürünün arka planı yok edişi" meselesi bugün de, yarın da önemini koruyacak...
***
Günümüz filmleri, dizileri, fotoğrafları, sosyal medya görüntüleri...Hepsinde yüzümüz önde...
Arka plan bulanık...
Hepsi selfie...
Yani yüz öylesine yakın ki ona bakana...
Yüz değil de sanki pürüzsüz bir uzuv sadece! (Han buna "yüzün müstehcenleştirilmesi" diyor.)
Şimdilerde kadın ayakları ile kadın yüzlerinin neredeyse aynı "beğeni" seviyesine gelmesi çok çarpıcı değil mi
Uzuvların dansında gerçek insanların yavaş yavaş silinişi...

9