Erkekler ve espriler

Biz erkeklerin ciddi bir espri problemi var...
İki kere iki, dört gibi bir şey bu...
Gülünç bulduğumuz şeyler bir dert, bunlara mutlaka gülüneceğini sanmamız ayrı derttir...
Ama her erkeğin kendi esprisine toz kondurmaması en gülünç olandır.
Lakin erkekler mizahlarının berbat olduğunu; hiyerarşik biçimde yıkıcı ve çiğ özellikler taşıdığını gizliden gizliye bilirler ve bu yüzden yanlarında kadınlar varken espri yapmaktan pek hazzetmezler...

***

Bir de bulaşıcı kahkaha, hatta mecburi kıkırdamalar vardır.
Bir başkası güldüğü için ya gerçekten güleriz ya da gülmek zorunda kalırız.
Ortalık yerde güldürülmeye kalkışılmak bu yüzden zor bir konumdur.
Terry Eagleton'un ifadesini severim: "Bazı bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibidir, nereden geldiğinden emin olmadan bir doz kahkaha ile" her şey mahvolabilir...

***

Mizahın iktidara karşı bir direniş, gülmenin hiyerarşiyi bozan bir darbe olduğuna inanan entelektüellere hep gülmüşümdür...
Kandıran klişelerdendir bu...
Oysa iktidarlar da mizah sever ve güldürürken hiyerarşiyi baştan inşa etmeye çalışır...
Hatta her berbat erkek esprisinde böyle bir yan vardır...
Hâlâ muktedir olduğuna inanan sereserpe bir "dil" bitmez tükenmez şakalar ve mizahi hikâyeler yoluyla ortalığın tozunu atmaya kalkışmaktadır.

***

Erkek esprileri...
Düşmüş krallar, değerinin bilinmediğine inanan vezirler, belini kırmış akrobatlar...
Hepsi oradadır...
Genç erkeklerin esprileri alıkçadır. (Kızlar bunlara rağmen onları sever ya, şapka çıkartırım hepsine!)