Bir tatil yeri...
Kumsaldayız...
Şezlonglar açılmış...
Çoğunluk çocuklu aileler...
Çok minikler durmadan bağırıyor ve ağlıyorlar; ilkokul çağındakiler ise sürekli bir şey istiyorlar...
Tanıdık manzaralar işte!
***
Şu an mesela...Ben bu yazı için notlarımı kaydederken...
İki erkek, bir kız çocuğu yırtınırcasına bağırıyorlar: "Anneeeeeee!" Daha bu saatten yüzlerine bütün yorgunluk izleri sinmiş anneleri ne yapsa, susacak gibi değiller...
Yaşı 7-8'i geçmiş çocuklarda ise işin kolayı bulunmuş.
Ellerine bir telefon tutuşturuldu mu sesleri kesiliyor.
Dikkatimden kaçmıyor; benim ballar da geçen seneye göre çok daha erkenden odalarına kaçma izni istiyorlar...
Deniz keyifleri kısa, tablette oyun hazları uzun sürüyor artık...
***
Kaç kişi okur bu yazıyı, bilmiyorum..."E ne var bunda, bildiğimiz şeyleri anlatma!" diyecek bazıları...
Tamam ama şunu da biliyor muyuz
Çocuklar uzun yaz tatillerinde çok ciddi öğrenme kaybı yaşıyor...
Eskiden olsa...
Okulda öğrenilenler unutulsa bile yerini arkadaşlar, sportif etkinlikler ve geziler yoluyla "hayat dersleri" alıyor, derdik...
Şimdi o da yok!
Çocuklar için uzun tatil süresi ekrana bakmayı beklemek ve ekrana bakmak diye ikiye bölündü...
***
Prof. Dr. Selçuk Şirin geçenlerde Oksijen'de yazdı...Bilim literatürüne "Yaza özgü öğrenme kaybı" diye giren problem öyle hafif bir şey değil...
Matematik kazanımlarının yüzde 25-35'ini kaybetmek çok ciddi bir olgu...
Dahası...
Ders yılında geliştirdikleri okuma, anlama kazanımlarının yüzde 17-28'ini kaybediyorlar.
Prof. Şirin'in de belirttiği gibi bu pratikte mesela birinci sınıfta okumayı söken bir çocuğun ikinci sınıfa okumayı unutmuş halde başlaması demek...

4