Büyük şehirlerimizde yaşama yorgunluğu - HAŞMET BABAOĞLU

İzin verin...
Bugün dünyaya ve memlekete dair büyük çerçeve üzerinden değil de, doğrudan hayatımız çerçevesinde bakıp biraz içimi dökeyim.
İstiyorum ki, şehir hayatımız üzerine dertleşelim...

***

Türkiye, özellikle son çeyrekte sosyal ve siyasal alanda çok mesafe kat etti...
Geçen yüzyılda siyasete ayak bağı olan pek çok unsur tek tek ayıklanıyor...
Bölgesel bir güç olma yolunda çok ciddi ve kararlı büyük adımlar atılıyor...
Hepsi tamam!
Fakat gündelik hayatımızda garip bir huzursuzluğumuz var.
Özellikle büyük şehirlerde hayat zorlaşıyor...
Neden

***

Şunu kabul etmek zorundayız...
Maliye ve Hazine Bakanlığı'nın, Ticaret Bakanlığı'nın durmadan bahsini ettiği iktisadın ötesinde bir iktisat daha var...
Gündelik hayatın iktisadı...
Büyükşehir belediyelerinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, Ulaştırma Bakanlığı'nın dokunduğu çerçevenin ötesine çıkan bir şehir hayatı daha var...
İnsanı çürüten, ezen bir gündelik hayat rutini...
Buralarda problem büyüyor...

***

Merak ediyorum...
Mesela bir yazar veya ekran yorumcusu...
"Geçen gün gördüm, sabahın köründe metrobüs durağında 200 metre kuyruk vardı... Bu insanlar o hengâmeden sonra okullarına veya işlerine gittiklerinde nasıl bir ruh hâli içinde olacaklar Akşam dönüşleri nasıl olacak, aklım almıyor" diye yazıp konuşur mu
Mesela...
İşinden çıktıktan sonra iki saatte ancak evine varan ve yol boyunca bu ayın kirasını nasıl ödeyeceğini düşünen bir babayı ne zaman en önemli meselelerimizden biri olarak konuşacağız