Bu uykusuzluklar iyi gelecek!

Sunucu hafif alaycı biçimde "Bunlar fenomen mi" diye soruyor haberde konu edilen tiplere bakıp...
Gazeteci arkadaşı, "Ben neye fenomen deniyor bilmiyorum, internet dünyasının bu taraflarına uzağım" diyor...
Donup kalıyorum...
Haber yapan, haber yorumlayan arkadaşların böyle olmaya hakları var mı
1990'lar biteli çok oldu...
Toparlanın yahu!
Beğenmesek de bugünü bileceğiz, sosyal medyayı bileceğiz...
Sonra gençler TV izlemiyor diye yakınmanın âlemi yok!

***

Orta yaşlı işadamı ve (sanırım oğlu) genç adam bir yandan kahvelerini yudumlayıp (az şekerli kahve falan değil, soğuk kahve) finansal sıkıntılarını nasıl aşacaklarını konuşuyorlar...
Bir reklam filmi...
Sonra içeri bankacı bir hanım giriyor yardım etmek üzere...
Her seferinde gözüme takılıyor...
İki erkek de oturdukları yerden kıpırdamadan bankacı hanımın elini sıkıyorlar.
Oysa daha düne kadar bir hanım kapıda görününce hafifçe yerimizden kıpırdar, elini sıkacaksak eğer, mutlaka ayakta sıkardık...
Sonra..
Sonrası bu...
Reklam filmlerini hafife almayın, sosyal dönüşümleri çok net ortaya koyarlar...

***

Büyük melankolik E.M. Cioran'ın şu lafına imzamı atarım: "Gece demek, uykusuz geçen gece demektir."

***

Sağlık A.Ş.'ye sorarsanız...
Minik uykusuzluklar için bile "Sakın, çok zararlı" diyecekler.
Ama bana sorarsanız...
Ruha ilaç gibi gelirler. Tam zamanında zihni açar, vicdanı onarır, huzursuz arzularla hesaplaşırlar.

***

Yıllardır tekrarlarım: Gündüzler gevezedir. Fakat anlattıkları ne varsa, hepsini gece anlarız.