Bizim de kabahatimiz var!

Kadınlar biliyorlar...
Bu "hissetmek" falan değil, geniş anlamıyla "bilmek"tir...
Birçok kadın ahbabım şöyle anlattı o sabahı...
"Bir saat önce kalktım, içim bir tuhaftı ama yine de ev ahalisine güzel bir kahvaltı hazırladım. Tv karşısına geçtim. 2. dakikada golü yedik. Yerimden kalkıp yatağa geri döndüm. Daha uzun zaman var, alırız bu maçı dediler ama biliyordum; bize üç maç daha yaptırsalar yine de bu turnuvada tutunamazdık. Bizimkilerin akılları başka yerdeydi, görünüyordu..."

***

Bir şeyi hep unutuyoruz...
Nerdeyse toplumsal özelliğimiz haline geldi...
Hayatın her alanında...
Her konuda...
"Karşılaşma anı"nın gücünü ihmal ediyoruz.
Vakit gelinceye kadar şişinip durmak, kendimizi dev aynalarında izlemek, arzularımızı çalışmanın ve gerçeklerin önüne geçirmek...
Bayıldığımız şeyler bunlar...
Hadi olur diyelim...
İnsanlık hali...
Eh, eskisi gibi değil, artık şişinmenin yüklü bir ekonomisi de var.
Ama o "an" gelince çok çiğnenmiş sakıza döndüğümüzün farkında mıyız
Asıl değişmesi gereken budur...

***

Şimdi elimizi kalbimize koyup itiraf edecek miyiz
Sıkıntılı takımlara karşı kötü oynanmış maçları yine de kazanarak...
Ve yalap şap bir futbolla kupaya gittik ve bu gerçeğin üzerini kapattık...
Ama Dünya Kupası acımadı; dersimizi vasat takımlar üzerinden verdi...
Aklımızı başımıza toplar mıyız

***

Kaya Çilingiroğlu milli takım felaketini irdelerken çarpıcı bir şey söyledi...
"Düzelmek kolay değil... Yönetici, menacer, teknik direktör, futbolcu; bir kişi bile sistemin gerçekten