Bir yaz akşamı

Tekneler ışıktan bir çanak içine demirlemiş gibiler... Bu kadarcık mehtap yetiyor bu güzelliğe...
Etrafları karanlık...
Uzakta bir yerde teneke bir orkestra Nilüfer şarkıları çalıyor...
"Alışkanlıklarım benden daha yorgun / Anılar şimdi uzakta bir yıldız / İçimde çırpınan birileri /Ağırlaşır birden yalnızlığım..."
Bak şimdi...
"Dokunsalar Ağlarım" şarkısı değil mi bu
Hafif bir rüzgar kordon boyundaki ağaçları yalayıp ve müziği de yanına alıp uzaklaşıyor...

***

Balkondayım...
Ne kahve, ne çay...
Canım denize bakmaktan başka hiçbir şey istemiyor.
Şu yaşımda yaz akşamlarının şahane "ders"ini bir daha çalışıyorum: Akşam karanlığı denilen şey rengarenk...

***

Cep telefonumda Google sayfası açıp yıllar önce bu ayda neler yazmışım acaba diye bakıyorum...
Karşıma 2011'den "Yaz akşamları" başlıklı yazım çıkıyor.
Ege'de her köşeyi hallaç pamuğu gibi attığım; kuzeyde Küçükkuyu'dan başlayıp aşağılarda Akyaka'ya kadar gidip geldiğim yıllar...
Yaz mevsimi denince aklına deniz ve güneş gelenlere, gündüz deniz, gece eğlenceden başka bir şey bilmeyenlere kızmışım belli ki...
Ve şöyle yazmışım...
"Deniz kıyısında tatil dediğimiz şey koskoca insanlık tarihinde topu topu 150 yıllık bir hikâye! Yaz mevsimleri boyunca binlerce yıldır içimize işleyen, genetiğimize kaydolan asıl "tat" başka bir yerde! Nerede mi Akşamlarda... Karanlıktan korkmadan, içimiz ürpermeden sabaha kadar uyanık kalarak uzattığımız gecelerde..."

***

Tam şu an bu satırlara bir kez daha imzamı atarım...