Yazar, toplumun korkunç olaylara karşı ezbere tepkiler verdiğini, köklü sorunları anlamak yerine yüzeysel suçlamalar yaptığını savunuyor. Bir lise öğretmenin sosyal medyaya kapanmak isteği ve bir annenin üzüntüsü üzerinden, toplumun çocuklara yeterli empatiye sahip olmadığını iddia ediyor. Aile ilişkilerinden internete, erkeklik tanımlarına kadar derin bir analiz yapılmadan, medya ve siyasetçiler ezbere konuşuyorsa, çocuklar için ne değişir?
"Etraf analiz doldu, bütün sosyal hesapları kapatasım var" diyor lise öğretmeni dostum...
En basit ve insanca şeylerde çuvallıyoruz...
Duygusal dünyamız çelimsiz, çocuklar bundan çok çekiyor...
Sevgilerimizde ya ihmalkarız ya da aşırı talepkar...
Sonra korkunç bir olay patlak verince birden "çok bilmiş" kesiliyoruz...
Bilmiyoruz oysa...
Zaten bildiklerimiz eylemlerimize zerre katkı yapmıyorsa, neye yararlar
(Şu cümleleri ben içimden ekliyorum tabii, öğretmen dostumun bunları söyleyecek hali yok!)
***
Tv'de bir haber-yorum programı izliyorum...Okul katliamı ve sonrasını konuşuyorlar akılları sıra...
Psikoterapist konuk kollarını birleştirmiş tepeden bakıyor diğerlerine...
Bir gazeteci ezberleri tekrarlıyor; ciddi konulara teması zayıf ama konuşanı güvenli alanda tutan cümleler...
Bir de genç bir siyasetçi var...
Söz alıyor, "fark internette" diyor; dur bakalım ne diyecek diye geçiriyorum içimden ama görüyorum ki, internet dünyasını kendi anne babası ne kadar biliyorsa, o da o kadar biliyor.
"Kullandığımız" bir şey sanıyor hala interneti...
Bizi kullandığının, ergenler ve gençler için "öteki dünya" olduğunun farkında bile değil...
***
Bir annenin olaydan hemen sonra sosyal medyaya yazdığı şu cümle zihnimde çınlıyor: "İlgilenmek yerine internete emanet edilen, her 'ben iyi değilim' deyişinde aman kimse duymasın diye endişelenen ebeveynler yüzünden korkunç acı çekiyor oluşumuza nasıl yanayım!"***

6