Ben, ben, ben ama nereye kadar!

"Elbette ben...
Önce ben, sonra ben...
Hep ben...
Canım ben..." Sosyal medya mesajları hep bu ifadelerle dolu...
Zihinler de...
Arkası dolu olsa, belki güçlü bir dayanak işlevi görecek, anlarım...
Fakat nerde!

***

Oysa...
Sistem herkesin üzerinden tank gibi geçiyor...
Ama Instagram'da "Beni sevmek mi Alkışlıyorum... Doğru seçim" yazdın mı mesela...
Veya elinde diplomalarınla çektiğin fotoğrafının yanına "Ben başarmanın sözlükteki karşılığıyım" notu koyduğunda...
Sanıyorsun ki...
Bütün dertlerin bir anda buharlaşacak...
Dünyadan istediğini alacaksın...
Olmuyor tabii...

***

Altı üstü biraz çevreye, en çok da kendi kendine bir GÖSTERİ bu...
Ve günümüzün bazı düşünürlerinin vurguladığı gibi "bir performans olarak narsisizm" salgınının yol açtığı garip bir sarhoşluk hâli...

***

Uluslararası ilişkiler, politika, şu bu, diye diye Kendimize bakmayı ihmal ediyoruz...
Medya "büyük" olaylara odaklanırken, "insana bakmak" kıyıya itiliyor...
Oysa hayatımız hızla değişiyor...
Duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımız bu değişimden etkileniyor...
İşte bu yüzden...
Bu köşede kendimizi, "gündelik hayat politikaları"nı, sosyal medyanın bizi zorla ittiği alanları ele almaya geri dönmeye karar verdim...
Bugün de öyle bir günümdeyim...

***

Sabah kahvemi içerken biraz Instagram karıştırayım dedim ve yine "Ben güzelim, ben önemliyim" teraneleri sel gibi döküldü akıştan...
Kadınlarda böyle...
Erkeklerde de biraz daha örtülü biçimde "Ben çok başarılıyım, gerisi beni ilgilendirmez" mesajları...
Baktım, baktım...
Sonra düşündüm de...