Başka yerlere giderek kendinden gidemezsin - HAŞMET BABAOĞLU

Lise çağlarından beri tanıyorum onu...
Köyünü terk edişini...
Büyük şehirde yüksek okula gitme arzusuyla yanıp tutuştuğu günleri bilmiyorum...
Çok gençti.
Birçok akranı gibi o da çocukluk hatıralarını geride bırakıp yeni bir hayata geçmek istiyordu.
Büyük şehirde derin uçurumların kıyısından döndü...
Okul işi yattı, ilerde çalışma hayalleri kurduğu şirkette "kölelik" yaparak ayakta kaldı...
Sonra bir başka şehir daha...
Ve berbat özel hayat hataları...

***

Hâlâ genç...
Şimdiki hayatını da tabiri caizse "kaçarak" düzelteceğini sanıyor.
Gözü Avrupa'da; nedenini anlatamıyor; tam bilmiyor çünkü...
Sosyal medyasında atasözlerimizden ve bize özgü resimlerden geçilmiyor...
Ama her gününü yurtdışına gitmenin planlarını yaparak geçiriyor.
Cep telefonundan "hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı nedeniyle ülkelerini terk eden İngilizleri" konu eden haberi gösterip soruyor: "Doğru mu bu ya"
Gözlerine bakıyorum, ne desem ciddiye almayacak.
Zaten habere de inanmıyor...

***

Orta Anadolu'nun bir köyünde büyüyen çocukların Avrupa'yı "cennet" gibi görmeleri ilk başta garip geliyor insana...
Ama bal gibi biliyoruz...
Böyle binlerce genç var.
Çoğu da bu sıkıntılı inancını etrafa çaktırmadan içinde tutuyor.
Onca milli eğitim patırtımız, attığımız onca yaldızlı nutuk bu derin kültürel yenilgimizi örtemiyor...

***