Avrupa bariyerlere çarpmak üzere...

Otoyolda orta şeritte gidiyorum...
Her türlü vasıta var...
Kargo kamyonetleri, hafifçe "uzaylı" görünüme sahip elektrikliler...
Dikiz aynasında dikkatimi çekiyor...
En sol şeritten 90'lar geliyor...
Zamanın makam veya müteahhit arabası diye bilinen "manda kasa" Mercedes yani...
Gereksiz biçimde hızlı, yalpalıyor.
Cüneyt Arkın saçlı bir sürücüsü yanımdan geçtikten hemen sonra önüme kırıp ardından en sağ şeride kadar gidiyor...
Ve inanmayacaksınız belki ama metal bariyerlere çarparak durabiliyor.
Hepimiz yavaşlayıp ne oluyor diye bakıyoruz.
Tablo şu:
Sürüş sırasında bakımsız lastikler patlamış ve dağılmış...
İçimden "Tam şu günlerdeki Avrupa gibi" diyorum; "eski günlerin havasıyla buraya kadar!"

***

Ne oluyor Avrupa'da
Meraklısı ayrıntısını okusun, araştırsın...
Özeti şu:
Duvara (savaş gerçeğine) toslamaya doğru hızla ilerliyor Avrupa...
İkide bir Rusya'ya dayılanırken, bir yandan da "Acaba işler boka sardığında Washington bizi korur mu" diye huzursuzlanıyor.
Olup bitenin adını koyup "ABD bizi ağır ağır savaşa itiyor" diyemiyor.

***

Avrupa demokrasilerinin o bayıldığımız tadı ise çoktan kaçtı.
Mümkün olsa, seçim yapmayacaklar, çünkü ultra-sağ tetikte bekliyor...
Tarihe baksalar, ayılacaklar...
İkinci Dünya Savaşı öncesi tabloya benziyor her şey...
O zamanlar gazeteler "Genç demokrasilerimiz birer birer yeniliyor" manşetleri atıyorlardı...
Şimdi "Peki savaşalım o zaman" havaları atmak kolay...
Fakat iş ciddiye bindiğinde depolarında soğuk savaş döneminden