Akşama makarna yapmalı

Makarna sevinçtir...
Gürültülü bir kahkaha değil belki ama neşeli bir iç çekiş...
Tatlı ve çocukça bir koşuşturmaca hatta...
Makarna şifadır...
Gönül yaralarına ve tedirgin düşüncelerin ağırlığına birebirdir...

***

Şimdi glüten diyetindeyim ya...
Yemek yerine okumak idare eder mi
Sabah kahvesini alıp balkona çıkıyorum.
Yabani semizotlarının büyüdüğü saksının yanı başına oturuyorum.
Elimde Massimo Montanari'nin Sahi Kitap'tan çıkan "Domates Soslu Spagetti"si...
Bir tür makarna tarihi, meraklısı bayılır.
Oradan öğreniyorum ki, ta 11. yüzyıl İtalya'sında bile var "macharoni" denilen yemek...
Kalınca açılmış hamurdan koparılmış parçalara böyle diyorlar.
Aslına bakarsanız, basbayağı bugünün "gnocchi"si...
Sonra nasıl oluyorsa, Sicilyalılar spago (ip demek) yapmaya vuruyorlar kendilerini...
Tam anlamıyla spagetti ise nispeten yeni bir tür...
19. yüzyılda tam olarak şekilleniyor...

***

Benim minik ballarım da spagettiye bayılırlar ama onları penne (küçük boru/kalem şekilli makarna) sevmeye alıştırdım...
Birlikte makarna yapıyoruz bazı hafta sonları...
Onlar istiyorlar: "Dayı sana gelip makarna yapalım mı"
Sonrası mı
Sevinç, sevgi, coşku, şükür hâli, hepsi bir arada...
Ben haşlıyorum, onlar sosunu hazırlıyorlar...
Sonra kremalı sos, minik boruların içini ve üstünü kaplayınca...
Henüz makarnaları balıklı ve limonlu tabaklarımıza koyup masaya oturmadan kendimizi doymuş hissediyoruz...
Bu patırtının güzelliğini tarif etmeye kalksam zorlanırım...

***

Memlekette bunca mesele varken makarnadan söz edilir mi