"Artık, yeter!" dedim içimden; "hepimiz şu konunun üzerinde derinlemesine durmalıyız..." Geç bile kaldık...
Dünyaya bu açıdan bakmalıydık, sohbetlerimizde basit dedikodunun ötesine geçmeliydi...
AÇGÖZLÜLÜK...
Bundan bahsediyorum...
Gece gece kitaplığımı indirdim, direk bu mesele üzerine yoğunlaşmış çalışmalar aradım.
Hınç...
Haset...
Öfke...
Rekabet ve yarışma duygusunun karanlık dinamikleri...
Hepsi üzerine dolu kitap vardı...
Ama "açgözlülük" indekslerde bile yoktu...
***
Dijital kütüphanemi karıştırdım, birkaç makale buldum sadece...Lafını etmekten bile korkuluyor muydu ne
Yoksa maddi açgözlülüğü bir sofraya oturduğumuzdaki iştahtan ayırt etmez hale mi gelmiştik
Göbeğimizin şişmesiyle paralel olarak giden açlığımız gibi sıradanlaşmış mıydı yoksa
***
Oysa KİTAP...Esas kitap...
Kuran durmadan maddi hırs ve mal sevgisine karşı uyarıyordu insanı...
Neden
Mearic Suresi 19. ayet açıktı...
"İnnel insane hulika helua" ("İnsan hırslı yaratıldı")
Bilenler, oradaki "helua"nın "hırslı, doyumsuz, huysuz, sabırsız, aşırı derece düşkün" anlamlarını taşıdığını bilirler...
***
Gel de sorma şimdi...İnandığımız kitap bizi sürekli uyarırken biz niye açgözlülüklerimizi dizginleyemiyor, bu meseleyi bu kadar hafife alıyoruz
Niye ninelerimizin, büyük dedelerimizin bu konulardaki titizliği çekti gitti
Niye durmadan "kazanıyoruz" arkadaş
Niye yeterinden fazlaya sahipken yetmez sanıyoruz
Niye durmadan biriktiriyoruz
Geniş kitleler eksilirken; maddi varlıkları gitgide azalırken üstelik...
***

10