Kalbimizde iman, devamlı ve sâbit olmalıdır...

İman nurunu söndürmeyen ilim, cömertlik ve doğruluğa cesaret göstermek midir, yoksa bu üç unsur olmadan kalp hiç açılmaz mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, kalpteki iman nurunun söndürülmemesi için ilim, mal ile ihsan ve Allah yolunda cesaret göstermenin şart olduğunu iddia ediyor. Bunları kötü sıfatlardan arınmanın gerekliliği ile destekliyor. Ancak, bu ahlaki erdemlerin bulunmaması, imanın tamamen sönmesine mi, yoksa farklı biçimlerde var olmasına mı yol açıyor?

İman nurunu söndürmeyen sebeplerden biri de, kalbi, sıfât-ı zemîmeden, yani kötü sıfatlardan temizlemektir.

Kendimize karşı vazifelerimizden biri de, kalbimizdeki imanımızı devamlı ve sâbit yapmaktır. Sevgili Peygamberimiz bile, (Allahümme yâ mukallibel-kulûb. Sebbit kalbî alâ dînike) diye dua ederek Rabbine yalvarırdı. Yani kalbinin dinde, imanda sâbit kalmasını talep ederdi.

Kalbimizdeki iman nurunun sönmemesini temin eden sebeplerin başında hiç şüphesiz ilim gelir. İlim sebebiyle kalp o kadar genişler ve açılır ki, onun her köşesi göklerden ve yerden daha geniş olur. Hepsini içine alır. Bir kimsenin ilmi ne kadar çoğalırsa, sinesindeki genişleme de o kadar artar. Bu ilim ise, Peygamberimizden "aleyhisselâm" miras kalan ilimdir. Peygamberlere ilimden başka şeyle vâris olunmaz... O zamandan bu yana çok vakit geçti. Felsefe karanlıkları zuhur etti. İslâm semasını kararttılar. Bir kısım insanları yoldan çıkardılar. Bunlara ilim değil, cehalet demek daha uygun olur.

İman nurunu arttıran şeylerden biri de, Allahü teâlânın kullarına mal, para, makam ve benzeri şeylerde ihsanda bulunmak lazımdır. Mal ve para ile olan ihsan ve iyiliğin ne olduğunu herkes bilir. Kimin eli daha açık ise, kalbi de o kadar geniştir. Kimin eli kısa ve kapalı ise, sinesi de o nispette dardır. El açıklığı, cömertlik ve ihsan, Allahü teâlâ ve kulları katında büyük mertebedir. Dünya ve âhirette izzettir, iyiliktir ve sevaptır. Makamla olan ihsan; kimsesiz bir kişiyi, yanına veya emrine veya birisinin yanında bir işe koymakla yapılan ihsandır.

Kalpteki iman nuru, Allah yolunda kahramanlık, insaf sahipleri yanında doğruyu söylemekle de artar. Bu da gönül ferahlığına yol açar. Böyle yiğitlik, güzelliklerin başı ve bütün iyiliklerin kaynağıdır. Din yolundaki şiddet ve zorluklar, ancak bununla aşılır. "Canını düşünmeden saldırdığı zaman, yiğidin kalbine açılan ve görünen şeyi, başkaları kırk sene halvette/hep ibadette kalmakla göremez" demişlerdir. Ama bu cesaret ve yiğitlik, Allah için ve Allahın dininde olursa her şeyden daha yüksektir. Âl-i İmrân sûresinin 169 ve 170. âyetlerinde,