Kalbe gelen kötü şeyleri defetmeye çalışmalı, kalbi çirkin şeylerden, bozuk düşüncelerden temizlemeli ve güzel ahlakla süslemelidir!
İnsan, bir iş yapacağı zaman, evvela kalbine bir hatara [fikir, düşünce] gelir. Bunu yapmak ister. Bu isteğine (Niyet) denir. Bu işi yapmaları için uzuvlarına [organlarına] emreder. Emir vermesine (Kasd, teşebbüs) denir. Uzuvların iş yapmalarına (Kesb) denir. Kalbin yaptığı işlere (ahlâk) [huy] denir.
Kalbe gelen düşünceler altı yerden gelir:
1. Allahü teâlâdan gelen hataralara (Vahiy) denir. Vahiy, yalnız Peygamberlerin kalblerine gelir.
2. Meleklerin getirdikleri hataralara (İlhâm) denir. İlhâm Peygamberlerin "aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" ve sâlih Müslümânların kalblerine gelir.
3. Sâlih Müslümanların verdikleri hataralara (Nasîhat) denir. Vahiy, ilhâm ve nasîhat, daima iyi ve faydalıdır.
4. Şeytandan gelen hataralara (Vesvese) denir.
5. insanın kendi nefsinden gelen hataralara (Hevâ) denir.
6. kötü arkadaşın telkîn ettiği [aşıladığı] hataralara (İgfâl) denir.
Nasîhat her insana verilir. Vesvese ve hevâ, kâfirlerin ve fâsık Müslümanların kalblerine gelir. İkisi de, fenâ [kötü] ve zararlıdır.
Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği şeylere (İyi) denir. Beğenmediklerine (Fenâ) denir. Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, iyi ve fenâ şeyleri Kur'ân-ı kerîm'de bildirmiştir. İyileri yapmayı emretmiş, fenâları yasaklamıştır. Bu emir ve yasaklara (Ahkâm-ı islâmiyye) denir.
Bir kalb, iyi arkadaşların nasîhatlerine ve akla tâbi olup, ahkâm-ı islâmiyeye uyarsa, nûrlanır, temiz olur. Dünyada ve âhirette saâdete, huzura kavuşur. Fena kimselerin, zındıkların igfâl edici, aldatıcı sözlerine, yazılarına ve nefse, şeytâna uyup, ahkâm-ı islâmiyeye uymayan kalb, kararır, bozulur. Nûrlu, temiz kalb, ahkâm-ı islâmiyyeye uymayı sever. Kararmış kalb, kötü arkadaşa, nefse, şeytâna uymayı sever.

10