Böyle bir ekim ayında vefat eden Hüseyin Hilmi Işık Efendi, 8 Mart 1911 tarihinde İstanbul'un Eyüpsultan semtinde dünyaya gelmişti...
Büyük İslâm âlimi Hüseyin Hilmi Işık Efendi, 8 Mart 1911 tarihinde İstanbul'un Eyüpsultan semtinde dünyaya geldi. Osmanlı Devleti'nin son yıllarına, savaşların ve büyük toplumsal değişimlerin yaşandığı çalkantılı bir döneme şahit oldu. Dinî bilgilerin öğrenilmesinin zorlaştığı, Ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerini okuyup anlayabilecek kimselerin azaldığı ve bozuk fikirlerin yayılmaya başladığı yıllarda yetişti.
Bu şartlar, onun ileride üstleneceği hizmetin istikametini de belirledi. İnsanların doğru din bilgisine ulaşabilmesi için Ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerini tercüme etmeyi, açıklamayı, neşretmeyi ve dünyanın her tarafına ulaştırmayı hayatının temel gayesi hâline getirdi...
Hayatının en önemli dönüm noktalarından biri, büyük İslâm âlimi Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleriyle tanışması oldu. Onun sohbetlerine devam ederek din ve tasavvuf bilgilerinde yetişti. Büyük bir sevgi ve teslimiyetle sürdürdüğü bu tahsil neticesinde, din bilgilerinde yetkili bir âlim olarak yetiştirildi.
Hüseyin Hilmi Işık Efendi, Ehl-i sünnet âlimlerinin Arapça ve Farsça eserlerinden seçtiği kıymetli bilgileri tercüme etti; bunları herkesin anlayabileceği şekilde açıklamaya gayret gösterdi. Karşılaştığı tenkitlere ve iftiralara rağmen hizmetini bırakmadı.
Arapça ve Farsça eserlerdeki kıymetli bilgileri tercüme ederek kitaplarında neşretti. Tam İlmihâl Se'âdet-i Ebediyye kitabının ilk kısmı 1956 yılında yayımlandı. Eserin temel özelliği, şahsî düşünceler yerine nakli esas almasıydı. Zamanla Mektûbât Tercemesi, Fâideli Bilgiler, Hak Sözün Vesîkaları, Herkese Lâzım Olan Îmân, İslâm Ahlâkı, Eshâb-ı Kirâm, Kıyâmet ve Âhıret, Cevâb Veremedi, Kıymetsiz Yazılar ve Namâz Kitâbı gibi eserler de neşredildi.
Hüseyin Hilmi Işık Efendi'nin hizmeti yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmadı. Hazırlanan kitaplar Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Bulgarca, Arnavutça ve başka dillere çevrildi. Eserlerin bir kısmı Japoncaya, Asya ve Afrika'daki çeşitli mahallî dillere de tercüme edildi.

26