Sahnenin dışındakiler (2)
Meşrutiyet ve demokrasi başarısız oldu mu, yoksa onları yönetenlerin hatalarını sisteme mi yüklemeliyiz?
Yazı, Osmanlı Devleti'nin çöküşünün meşrutiyetin ilanından mı yoksa şahsî hatalardan mı kaynaklandığı sorusunu Bediüzzaman Said Nursî'nin düşüncesiyle ele alır. Temel iddia, demokrasinin ve hürriyetin değeri, bunu uygulayan kişilerin yanlışlarıyla değerlendirilmemelidir. Peki demokrasinin fikrî değeri ile pratik uygulaması arasındaki fark, sistemi sorgulatacak kadar mı büyük olabilir?
Sahnenin Dışındakiler romanının karakterlerinden olan İhsan ve Arif arasında Balkan savaşlarından mağlubiyetle çıkan Osman Devleti'nin nasıl ayakta kalacağına dair fikrî bir münazara hatta bir münakaşa yaşanır.
Devletin geldiği olumsuz durumdan kimin sorumlu olduğu, devletin yaşadığı çöküşte kabahatin kimlerde olduğuna dair aralarında geçen konuşmayı önce paylaşmak istiyorum.
"–(Arif) Kabahat kimin Hürriyet, hürriyet! diye bu millete batıranlara söyle...
-(İhsan) Hürriyet, her yerde ve her şart içinde daima istenecek şeydir. O insanlığın merhalesidir. Hürriyet için icabında her şey feda edilir. O bir terbiyedir, idealdir. Onunla siyasi hadiseleri, bir kısmında şahsen methaldar olduğunuz hataları ne diye karıştırıyorsunuz"
Romanın karakterleri arasında geçen bu konuşma aslında uzunca bir konuşmadır. Ama biz uzatmamak için yazımıza konu kısmı aldık. Osmanlı Devleti'nin içine düştüğü girdabın ana sebebi meşrutiyetin, hürriyetin ilanı mıdır Yoksa bütün yaşananlar şahsî hatalara mı bağlıdır Soruları arasında bir tartışma yaşanmaktadır. Ancak ihsan karakterinin verdiği cevap ile hürriyetin nasıl değerlendirilmesi gerektiği çok güzel bir şekilde ifade edilmiştir. Romanda anlatılan dönemin, bizzat şahitlerinden olan hatta yaşananların içerisinde bulunan Bediüzzaman Said Nursî; "Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise; hakiki adalet, ve meşveret-i şer'iyeden ibarettir. Muhafazasına çalışınız. Zira, dünyevî saadetimiz meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade bir zarardîdeyiz." 1 diyerek, olay ve kişilere bakmadan meşrutiyet ve hürriyetin manası, hakikati ve ideali üzerinden hareket etmiştir.

7