Geçen yazımda, mesele yalnızca İran'a karşı yürütülen bir askeri operasyon değil; daha derin bir stratejik krizin dışa vurumu, demiştim. Washington hızlı bir sonuç bekliyordu. Birkaç gün sürecek hava saldırılarıyla İran'ın askeri kapasitesi kırılacak, ardından siyasi sonuç üretilecekti. Ancak sahadaki gerçeklik bu senaryoya uymadı. Günler geçtikçe çatışma yalnızca askeri cephede değil, ekonomik ve siyasi düzlemde de ağırlaşan bir tablo üretiyor.
Amerikan sisteminin içinden gelen değerlendirmeler de bunu doğruluyor. Eski Pentagon danışmanı Douglas Macgregor, savaşın daha üçüncü gününde İran'ın bölgede 27'ye yakın üs ve liman tesisini hedef aldığını, Körfez'de bazı havaalanlarının devre dışı kaldığını ve petrol piyasalarının ilk şokta yaklaşık yüzde 20 artışla açıldığını söylüyor. Bu tablo aslında tek başına çok şey anlatıyor: Çatışma daha ilk anda dar bir operasyon olmaktan çıktı ve hızla bölgesel bir sarsıntıya dönüştü.
Körfez hattı dünyanın enerji damarlarından biri. Dolayısıyla yayılan ateş doğrudan ekonomik bir zincirleme etki de oluşturuyor. Petrol fiyatlarındaki her sıçrama Çin'den Hindistan'dan Avrupa'ya kadar geniş bir coğrafyada maliyetleri artırıyor. Söz gelimi yapılan hesaplara göre ham petrolde 10 dolarlık artış bile Hindistan ekonomisine yaklaşık 15 milyar dolarlık ek yük getiriyor. Savaşın gerçek faturası işte tam burada yazılıyor.
Askeri cephede ise başka bir sorun beliriyor: Lojistik. Uzun süredir Ukrayna savaşına ve İsrail'in soykırımı için mühimmat sağlayan Amerikan ordusunun stoklarının sınırlı olduğu biliniyor. Buna karşılık İran'ın kestirilemeyen füze envanteri kafaları karıştırıyor. Gelen her füzeye karşı iki ya da üç önleme füzesi kullanılması gerektiği düşünüldüğünde uzun süren bir savaşın lojistik baskıyı hızla büyütmesi kaçınılmaz.
Tam da bu yüzden Washington'daki söylem birkaç gün içinde değişmeye başladı. İlk günlerde savaşın gerekçesi olarak "yakın İran saldırısı" iddiası öne sürüldü. Bu ifade uluslararası hukukta önleyici saldırıyı meşrulaştırmak için kullanılan klasik bir formüldür. Ardından hedefin rejim değişikliği olduğu konuşuldu. Ancak İran'ın birkaç gün içinde çökmeyeceği anlaşılınca söylem hızla revize edildi.
Şimdi yeni hedef İran'ın balistik füze kapasitesini zayıflatmak olarak anlatılıyor.

10