Netanyahu Türkiye'yi hedef almış yine.
İsrail'in gelecekteki tehditlere karşı da önceden harekete geçmesi gerektiğini söylemiş:
"Türkiye gibi yeni rakiplerin ortaya çıkmasını engellemek zorundayız."
Yani Türkiye'nin önünü kesecekmiş bibi.
Sıkıldık vallahi...
Dün emperyalizmin açtığı boşluğa yerleştirilen bir karakol, coğrafyanın tarihine yol vermeyecekmiş.
Oysa Türkiye bu toprakların hafızasıdır. Tarihidir. Devlet aklıdır.
İsrail ise bu coğrafyaya yabancıdır.
Sömürgeciliğin ileri karakolu olarak kuruldu. Emperyalizmin aparatı olarak yaşadı. Amerikan silahıyla vurdu. Amerikan parasıyla ayakta kaldı. Amerikan vetosuyla hukuktan kaçtı. Tasmasını tutan gücü, kendi pençesi sandı.
Teolojiyi perde yapıyor. Elindeki propaganda aygıtlarıyla mitolojiyi tapu, işgali hak, katliamı meşru müdafaa diye pazarlıyor.
Çok söyledik ama yineleyelim...
İsrail bir devlet değil getto ruhuyla terör üreten bir örgüttür.
Çünkü Devlet, kudretini hukukla sınırlar. Örgüt aklı ise hukuku önünde engel sayar; varlığını sürekli düşman üreterek sürdürür. Hukuk, karşısındakinin varlığını tanır. Getto aklı, kendisinden başka bir iradenin yaşamasına tahammül edemez.
İsrail'in asla devlet olamayacak olmasının sebebi budur.
Yine aynı konuşmada Netanyahu'nun kullandığı "Biz daraltılabilecek küçük bir ülkeyiz" sözü itiraftır. Küçüklüğünü biliyor. Fakat büyümeyi kendi kudretinde aramıyor. Çevresini parçalayarak alan açmaya çalışıyor.
Gazze'yi imha ediyor. Filistin devletini engelliyor. Suriye'nin toparlanmasını saldırı gerekçesi sayıyor. Şimdi aynı sömürgeci yetkiyi Suriye bahanesiyle Türkiye üzerinde kullanabileceğini düşünüyor.
Amerikan himayesi uzayınca, vekâletnamede coğrafyanın kaderini yazdığını sanıyor ya... Arsız tavşanın karakteri de bu zaten.
Gırtlağına kadar yolsuzluğa batmışken çare arıyor bibi aslında.
Seçim yaklaşırken de ürettiği korkuyu oya çevirmeye çalışıyor. Fakat mesele seçimden büyük.
Bir de şecaat arz ederken ağzından gerçekleri kaçırıveriyor:
İran'la kırk yıldır uğraştığını anlatırken yöntemi de itiraf ediyor. ABD'yi hazırlamak için Amerikan televizyonlarında bin saat konuştuğunu söylüyor.

10