Hürmüz'den Kızıldeniz'e savaşın ve yaptırımların gölgesi büyüyor. Washington, İran'ın dünyayla finansal bağlarını koparmayı hedefleyen bir "ekonomik dışlama" operasyonu yürütüyor. Bir ülkenin kapısına asker yığmadan da ticaretini durdurabilirsiniz: Bankalarının ödeme kapılarını kapatır, parasını dolaşamaz hale getirirsiniz.
Bir araştırmaya göre, gelişmekte olan ülkelerdeki bankaların yüzde 90'ı dolar üzerinden başka bankalarla bağlantılı. ABD yaptırımı alan bankalarda bu bağlantıya sahip olma oranı yüzde 89'dan yüzde 20'ye düşüyor. Bankanın kapısına kilit vurulmasa bile ödemesi yavaşlıyor, pahalanıyor; ticaret ortağı parasını almakta zorlanıyor. Üstelik yaptırıma uğramamış bankalar da aynı ülkede çalıştıkları için bu ağın dışına itilebiliyor.
Böyle bir manzaraya bakınca insanın zihninde bir komplo teorisi kuruluyor: Dünyanın para musluğunu tutanlar bir masada toplanmış; kime su verileceğine, kimin susuz bırakılacağına karar veriyor. Savaşlar, borçlar, yaptırımlar sanki o masada yazılmış. Şeytan sofrası gibi... Bu, gizli bir toplantının kanıtı değil. Ama para kapılarının birkaç ülke ve finans merkezinin elinde toplanması bu hikâyeyi inandırıcı kılıyor. Gücün işlemesi için gizli plana gerek yok; kapıyı kimin tuttuğunu bilmek yeter.
Bu borç zincirinin eski bir hikâyesi var. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'den çıkan para Almanya'ya borç veriliyor, Almanya'nın ödediği tazminat İngiltere ve Fransa'ya, onların savaş borcu da yeniden ABD'ye dönüyordu. Yeni zenginlik üretilmiyor; eski borç yeni borçla çevriliyordu. Akış durunca zincir koptu, alacaklı da malını satacak müşteri bulamadı.
1944'te yeni dünya düzeni kurulurken İngiliz iktisatçı Keynes, borçlu kadar sürekli fazla veren ülkenin de yükü paylaşmasını istedi. Kabul edilen Amerikan planında dolar merkeze oturdu; borç içindeki ülkelere yardım eden kurumlar da çoğu zaman kemer sıkma şartları koydu. Krizin bedeli yine borçlunun omzuna yüklendi. 1971'de dolar altınla bağını kopardı ama gücünü kaybetmedi. Çünkü dünya ticareti, borçları ve bankaları çoktan doların etrafında dönüyordu.

2