Operasyon yaklaşıyor mu

Türkiye'nin Suriye'deki stratejisi Tek devlet, tek ordu kesinliğinde.

Bu, sahaya adım adım uygulanan bir güvenlik mimarisinin ifadesi aynı zamanda.

Dolayısıyla Ankara'nın itiraz ettiği mesele yalnızca SDG terör örgütünün varlığı değildir. Asıl mesele, bir devletin egemenlik alanı içinde paralel askerî yapılar üretilmesidir. Ayrı komuta zinciri, ayrı silah gücü ve dış bağlantılarla ayakta duran her yapı, doğrudan istikrarsızlık üretir. Yani, başka etnik tasarımların, mezhebi yapıların ürettiği kaosa karşı da bir tavırdır. Siyonist aparatı SDG terörünün sonlandırılması toprak bütünlüğünün ve tek devletin kapısını sonuna kadar açacaktır.

10 Mart mutabakatı bu stratejinin turnusol kâğıdıydı. SDG bu mutabakata uymayarak entegrasyon görüntüsü verdi, sahada ayrı bir güç gibi davranmayı sürdürdü. Yani "tek devlet" söylemine karşı "çoklu silahlı yapı" pratiğini tercih etti. Ademi merkeziyet dedi. Türkiye açısından bu tercih, sürecin siyasi kısmının kapandığı noktayı işaret etti.

Tam da bu nedenle Ankara-Şam hattındaki temaslar ciddi bir süreç yönetimi. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü kendi varoluşunu doğrudan etkileyen unsurlardan temizlemek için askerî ve idarî karşılığı olan bir düzen olarak ele alıyor. Tek devlet, silahın tek merkezden çıkması demektir. Tek ordu, sahada başka bayraklara yer olmaması demektir.

Millî Savunma Bakanlığı'nın dünkü açıklaması bu çerçevede okunmalı. "Suriye hükümetiyle 'Tek Devlet, Tek Ordu' ilkesi doğrultusunda yakın iş birliğini sürdürüyor, entegrasyon sürecini yakından takip ediyoruz. Suriye hükümeti birlik ve bütünlüğü için bir inisiyatif almaya karar verirse Türkiye ona destek olacaktır" ifadeleri, önümüzdeki dönemde olacakların işaret fişeği niteliğindedir. Mesaj açıktır: İnisiyatif Şam'dan gelirse, Türkiye sahayı da masayı da birlikte taşır.