Manifesto

Erdoğan, Birleşmiş Milletler kürsüsüne 1945 sonrasında kurulan dünyanın bilançosunu koydu.

1945 düzeni, savaşı önleme, insan onurunu ve adaleti koruma iddiasıyla doğdu. Aradan 81 yıl geçti. Son 12 ayda 60'tan fazla çatışma yaşandı; Gazze'den Ukrayna'ya uzanan savaşlarda 250 bin insan hayatını kaybetti.

Erdoğan, bu kanlı tabloyu seyreden dünyanın ikiyüzlülüğüne işaret etti ve...

"Bir gün herkes, insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacaktır." dedi.

İsrail, üç yılda çoğu kadın ve çocuk 74 bin insanı katletti. Saldırılarda uzuvlarını kaybeden çocuklar tahtadan protezlerle hayata tutunuyor. Yakıt sıkıntısı, hastane jeneratörlerinin yüzde 70'ten fazlasını devre dışı bıraktı.

Erdoğan manzarayı iki cümleyle anlattı:

"Gazze, bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir."

Birleşmiş Milletler Gazze'de susuyor. Filistin'in Devlet Başkanı iki yıldır Genel Kurul salonunda yer alamıyor. İsrail ateşkese rağmen saldırılarını sürdürüyor.

Erdoğan o kürsüde yalnız Filistin'in değil, susturulan insanlığın sesi oldu.

"Yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur."

Hukuk metni var; fakat düzen hukuku güçlüye başka, zayıfa başka uyguluyor. 190'dan fazla ülkenin iradesini beş ülkenin kararına bağlayan veto, saldırganın arkasındaki gücü hukukun üzerine çıkarıyor. Savaş suçları cezasız kalıyor, cezasızlık yeni saldırıları besliyor.

Kaos üretenler ardından o kaosun silahını, kredisini ve güvenliğini satıyor. İlkel emperyalizmin usulü aynı: Toprağı bombala. Kaynağa el koy. Ülkeyi borçlandır. Sonra adına "kurallara dayalı düzen" de.

Erdoğan'ın cevabı öteden beri aynı: "Dünya 5'ten büyüktür."

Zulüm yalnız bombayla kurulmaz.

"Bir tarafta tonlarca yemeğin çöpe atıldığı, diğer tarafta yüz milyonlarca insanın çöpten yemek topladığı bir dünyada, adaletten bahsedilemez."

Asyalı emekçinin alın terini maliyet kalemine, Afrikalının madenini şirket bilançosuna, yoksul ülkelerin geleceğini faiz taksitine çeviren düzeni hedef aldı. Bu sistem serveti birkaç merkezde topluyor; açlığı ve borcu dünyanın geri kalanına dağıtıyor.