Kuzey Akım'ın altında kalan Almanya

Bir önceki yazımda Avrupa'nın ekonomik krizini silahlanarak aşmaya çalıştığını anlatmıştım.

Almanya fabrikaları çalıştıramıyor; fakat silah siparişleriyle büyüme hesabı yapıyor. Sosyal harcamaları buduyor, savunma bütçesini şişiriyor. Ukrayna'ya para gönderirken kendi işçisine düşük ücret ve daha uzun çalışma süresi gösteriyor.

Bereket, tankın fazla mesai ücreti yok.

Şimdi tablonun enerji tarafına bakalım.

Volkswagen'in Almanya'da 50 bin kişiyi daha işten çıkaracağı konuşuluyor. Mercedes de üretimi Doğu Avrupa'ya kaydırmakla işçilerini tehdit ediyor.

Osnabrück'te otomobil üretimi sona ererken fabrika İsrail'in hava savunmasına açılıyor: Alman işçisine kapı, İsrail savaş sanayisine yeni tezgâh.

Suçlu da hazır:

Çin.

Çin otomotiv sanayisinin yükselişi Alman şirketlerini zorluyor. Buna şüphe yok. Fakat krizi yalnızca Çin'le açıklamak, Baltık Denizi'nin dibindeki enkazı görmemek için dürbünü tersinden tutmaktır.

O enkazın adı Kuzey Akım'dır.

Alman sanayisinin gücü yalnızca mühendisliğinden gelmiyordu. Ucuz ve düzenli Rus gazı; kimyadan çeliğe, makineden otomotive kadar bütün üretim zincirini besliyordu. Almanya gazı ürüne, ürünü ihracata, ihracatı refaha çeviriyordu.

Bu düzen dağıtıldı.

Yerine pahalı, oynak ve deniz yollarındaki her krize açık bir enerji sistemi kuruldu. Berlin, komşusundan boruyla gaz almayı bağımlılık saydı; okyanusun ötesinden gemiyle gaz almayı hürriyet.

Hürriyetin faturası biraz kabarık geldi, o kadar!

Şimdi Hürmüz'deki her gerilim Alman fabrikasının elektrik sayacını hızlandırıyor. LNG pahalanıyor, depoları doldurmak zorlaşıyor. Soğuk bir kış ihtimali üretim planlarını bozuyor.

Bir sanayi devletinin enerji politikası meteoroloji duasına dönmüş durumda.

Almanya Çin'de pazarını, Rusya'da enerji kaynağını, Amerikan vesayeti altında ise hareket alanını kaybetti. Üretim Çekya, Slovakya ve Polonya'ya kayıyor. Alman sermayesi Avrupalı kalırken sanayi giderek daha az Almanlaşıyor.

Fabrika kapanınca işçi ücretini, devlet vergi gelirini, orta sınıf güvenini kaybeder. Siyaset de merkezini kaybeder.

AfD'nin yükselişi buradan okunmalı.

Üstelik Almanya'nın geçmişi burada tatsız bir benzerlik çıkarıyor karşımıza.

Hitler'i yalnızca nutukları yükseltmedi. 1929 Buhranı'nın büyüttüğü işsizlik, üretimdeki çöküş, kemer sıkma politikaları ve merkez partilerinin itibar kaybı Nazi Partisi'nin önünü açtı.