Amerika İran'ı "ekonomik olarak boğmaya" hazırlanıyormuş!
Amerika'nın Hazine Bakanı Scott Bessent'in önündeki hedef büyük: İran'ı dünya ekonomisinden koparmak. Çin, Rusya, Pakistan, BAE... İran'la kim ticaret yapıyorsa Washington'ın baskısıyla karşılaşacak.
Kâğıt üzerinde heybetli.
Fakat burada basit bir soru ortaya çıkıyor:
Çin'i İran'la ticaretten vazgeçirebilir misiniz
Cevap net!
Hayır.
Rusya'yı da vazgeçiremezsiniz. BAE'yi zorladığınızda ise bu kez Körfez'in limanlarını, rafinerilerini ve enerji altyapısını İran füzelerinin hedefi hâline getirirsiniz.
Üstelik ekonomik boğma hızlı sonuç vermez.
İran meseleyi bir varlık-yokluk mücadelesi olarak görüyor. Böyle bir ülkeyi ekonomik baskıyla kısa sürede teslim almak kolay değil.
Asıl gariplik başka yerde.
Başkasını ekonomik olarak boğmaya çalışan Amerika'nın kendi finans düzeni nefes almakta zorlanıyor.
ABD Hazine tahvillerini eskiden büyük ölçüde merkez bankaları topluyordu. Çin gibi ihracatçı ülkeler Amerika'dan kazandıkları dolarları yeniden Amerikan tahvillerine yatırıyordu.
Şimdi denklem değişti.
Resmî rezervlerin ağırlığı azalırken özel yatırımcıların ve hedge yani spekülatif fonların ağırlığı arttı. Amerikan borcunun müşterisi giderek siyasi ve ticari sebeplerle dolar rezervi tutan devletlerden kâr peşindeki finans sermayesine kayıyor.
Küçük bir ayrıntı gibi görünebilir.
Hiç de öyle değil.
Merkez bankası tahvili stratejik sebeplerle tutabilir.
Spekülatif fon getirisine bakar.
Getiri yetmezse gider.
Üstelik kaldıraçla çalışır.
Amerikan devletinin borçlanma düzeni böylece daha fazla piyasa disiplinine, daha fazla faize ve daha fazla finansal oynaklığa bağlanıyor.
Tam burada borç meselesinin kendisine geliyoruz.
Sorun Amerika'nın yarın sabah borcunu ödeyememesi değil. Doları basan devlet dolar cinsinden yükümlülüğünü öder.
Asıl mesele bunu hangi bedelle yapacağıdır.
Enflasyonla mı
Yüksek faizle mi
Varlık fiyatlarını ezerek mi
Yoksa finans kuruluşlarını yıllarca ayakta tutup ekonomiyi Japonya'daki gibi zombileştirerek mi
Hürmüz'deki enerji şoku ile finansal kırılganlık aynı yerde buluşursa, petrol krizi bir anda borç ve varlık krizine dönüşebilir.
Çünkü sistem zaten borca bağımlı.
Neoliberal düzen reel ücretlerin yerine krediyi, üretim artışının yerine varlık fiyatlarını koydu. İnsanların gelirini büyütmek yerine borçlanma kapasitesini büyüttü. Ekonomiyi ayakta tutan mekanizma giderek üretimden finansal değer artışına kaydı.

4