Dünya, savaşların, borç krizlerinin ve yüksek faizin toplamından daha büyük bir sarsıntı yaşıyor.
1945'in siyasi mimarisi ile 1971 sonrasında dolar ve borç üzerinden genişleyen ekonomik mimari aynı anda zorlanıyor. Biri ortak güvenlik üretemiyor, diğeri büyüyen borcu taşıyamıyor.
Sistemin krizi üç yetersizlikte toplanıyor: Finanse edememe, yönetememe ve düzenleyememe.
Devletler savunmayı, sosyal harcamayı ve borç faizini aynı bilançoda taşıyamıyor. Birleşmiş Milletler büyük çatışmalarda karar ile uygulamayı buluşturamıyor. Hegemon güç de deniz yollarını koruma, müttefiklerini disipline etme ve kendi ekonomisini ayakta tutma görevlerini aynı maliyetle sürdüremiyor.
Eski düzenin kurumları ayakta, fakat eski sonuçları üretemiyor.
Küresel borç 348 trilyon doları geçti; büyüme yüzde 3 civarında. Borç, kendisini taşıyacak gelirden daha hızlı büyüyor. Kredi geleceğin fabrikasını kurmak yerine eski borcu çevirdikçe finans genişliyor, üretim daralıyor.
Doların rezerv payı geriliyor; yerel paralar ve bölgesel ödeme kanalları çoğalıyor. Buna rağmen dolar döviz işlemleriyle borçlanmada merkezî konumunu koruyor. Para düzeni çökmüyor, işlevleri parçalanıyor.
Doların gücü sürüyor; dünyanın dolara mecburiyeti aşınıyor.
Finansal sistemin sınırı fiziki dünyada ortaya çıkıyor. Hürmüz, Kızıldeniz veya Süveyş'teki kesinti enerjiye, navluna ve gıdaya yansıyor. Merkez bankası likidite verebilir; liman, çip ve enerji hattı üretemez.
Bugünkü kriz 2008'den daha geniş; banka bilançosundan petrol kuyusuna, elektrik şebekesine ve ticaret koridoruna uzanıyor.
Küreselleşme de biçim değiştiriyor. Ucuz üretimin yerini güvenilir ülke ve kontrollü teknoloji zincirleri alıyor. Güvenlik öne geçtikçe maliyet yükseliyor, ticaret bloklara ayrılıyor.
Siyasi cephede de güç dağılıyor. Amerika üstünlüğünü koruyor; fakat Avrupa'yı, Ukrayna'yı, Körfez'i ve Hint-Pasifik'i aynı anda taşımanın maliyeti büyüyor. Çin, Rusya, Hindistan ve bölgesel güçler daha geniş hareket alanı kazanıyor.

2