Gürültüye kapılanlar, enkazın altında kalanlar

Suriye'de olan biteni anlamak zor değil. Zor olan, bilerek yükseltilen gürültüyü yarıp hakikate ulaşmak. Çünkü bugün pazarlanan şey süreç değil; birbirinden koparılmış anlar. Hakikat değil; refleksler, öfke patlamaları, köpürtülmüş tepkiler.

Bir kesim var ki aklını buzluğa kaldırmış durumda. Düşünmüyor, tartmıyor, muhakeme etmiyor; sadece bağırıyor. Onlar için artık ne ahlakın ne de fikrin bir namusu kaldı. Sahneye her seferinde aynı kadrolu tipler çıkıyor. Kıblesi fonlandıkları merkezler olanlar... Gerçeğe değil, merkeze sadakat gösterenler.

Hatırlayın. Daha düne kadar biri ne diyordu:

"Halep işi büyür, Türkiye girer, SDG dağılır diyenlere Allah akıl fikir versin."

Sonra ne oldu

Halep işi büyüdü.

Türkiye sahaya inmedi belki...

Ama SDG/PYD deyim yerindeyse yerle bir oldu.

Peki bu yanılgı şampiyonlarından tek bir "yanıldık", tek bir "utandım" duydunuz mu

Hayır.

Çünkü fonlanan adam hakikate değil, efendisine hesap verir.

Nitekim yüzü kızarmadan konuşmaya devam:

"Bakalım Ankara 'Mazlum Abdi realitesi'ni ne zaman tanıyacak"

Burada durun.

Hangi realite

Hangi güç

Hangi zemin

Washington, Afganistan'dan kaçarken uçağın tekerleklerine tutunanları asfaltlara döktüğü gün, Mazlum Abdi'nin dilinden dökülen korkuyu herkes hatırlıyor: "Ya bizi de terk ederlerse!"

Mazlum Abdi'yi parlatırken aslında onu ciddiye aldıkları falan yoktu. Sahadaki kırılganlığı, askeri karşılıksızlığı, siyasi kofluğu herkesten iyi biliyorlardı. Ama mesele o değil. Mesele, "biz buradayız" demek. Yani taşeronun efendisine sadakat bildirisi.

Sadece bunlar mı

Bir de yıllardır tek bir öngörüsü tutmayan, emekli askerinden köşe yazarına uzanan o "ulusalcı" koro var. Her gelişmede felaket tellallığı, her hamlede "bataklık" edebiyatı... Türk milletini çok yordular çok.

Kıble aynı olunca! Dil farklı olsa da aynı stratejiye hizmet ediyorlar günün sonunda.

Takke düştü, kel göründü.

Güç ABD'yi strateji değiştirmek zorunda bıraktı.

Washington için hırsız SDG'yi büyütme, kurumsallaştırma, "devletçik" oynatma dönemi kapandı. Artık yatırım yok. Artık yük atma var.

Bir yanda Trump'ın kapısında merhamet dilenen sözde ozanlar...

Diğer yanda sivilleri katlederek semiren o sözde savaşçılar...

Savurdukları tehditler, yıkılmış benliklerinden sızan korkuyu örtmeye yetmiyor.