Devletin sınırı, örgütün ufku

Bu köşeyi takip edenler, İsrail meselesini bir süredir yalnızca Gazze, İran yahut bölgedeki askerî güç dengeleri üzerinden ele almadığımı bilir.

Meseleyi daha temel bir ayrım üzerinden tartışıyorum... Devlet aklı ile örgüt refleksi arasındaki fark.

Devlet yalnızca sınır korumaz, ordu beslemez. Devlet hukuk oluşturur. Gücü kurala bağlar. Düşmanıyla savaşırken bile savaşın biteceği günü ve sonrasında kurulacak düzeni düşünür.

Örgüt refleksi başka türlü çalışır.

Onun dünyasında istisna süreklidir. Tehdit hiç bitmez. Biri ortadan kalkınca diğeri bulunur. Çünkü varlığını sürekli teyakkuz hâlinden üretir. Doyasıyla terör ve kaos doğal sonuçtur.

Birleşmiş Milletler'in 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmalara biraz da buradan bakmak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında Gazze önemli yer tutuyordu. Fakat konuşmayı yalnızca Filistin üzerinden okumak eksik kalır.

Suriye'den Ukrayna'ya, Libya'dan Afrika'ya, Karadeniz'den BM reformuna ve yapay zekâya kadar aynı kavramsal hat vardı:

Hukuk, egemenlik, temsil, müeyyide ve düzen.

Erdoğan bunu bir cümlede topladı:

"Uluslararası hukukun, güçlüye farklı, zayıfa farklı uygulandığı mevcut anlayışı değiştirmek mecburiyetindeyiz."

Ardından:

"Yapanın yanına kâr kaldığı, daha kötüsü cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkûmdur."

Devlet fikrinin özü burada.

Hukuk, güçlü olanın istediğini yapabilmesi değil, gücün sınırlandırılmasıdır. Fiille müeyyide arasındaki bağdır.

Erdoğan'ın BM reformu çağrısı da bunun devamı. Ukrayna'da egemenlik ve toprak bütünlüğünü, Libya'da Libyalıların liderliğini, küresel meselelerde dayanışmayı öne çıkardı. Yapay zekâ için bile uluslararası hukuki çerçeve istedi.

Devlet aklı krizi yönetirken krizden sonra kurulacak nizamı da düşünür.

Netanyahu'nun BM kürsüsündeki dili ise başka bir refleksi gösteriyordu.

Elinde çağrı cihazıyla Hizbullah operasyonunu hatırlattı. İran'ı, Katar'ı, Türkiye'yi hedef aldı. Tehdit coğrafyasını genişletti.

Çünkü...

Örgüt refleksi için güvenlik ulaşılacak bir durum değil, sürekli yeniden üretilmesi gereken alarm hâlidir.

Düşman biterse alarm biter.

Alarm biterse olağanüstü hâl sorgulanır.

Olağanüstü hâl sorgulanırsa hukuk kapıyı çalar.

NETANYAHU İÇİN ÇANLAR ÇALIYOR

BM Genel Kurulu'nda üzerinde ayrıca durulması gereken bir konuşma daha vardı.