Çıfıt çarşısına düşen dünya

Duygular gerçekliğe perde çekiyor.

Ben sistem analizinden yanayım. Paranın nereden nereye aktığına, üretimin nerede toplandığına, borcun kimde biriktiğine bakarım. Nesnel veriye yaklaştıkça propaganda ile oluşturulan ezberlerden uzaklaşırsınız.

Ayrıca mevcut düzenin çözüldüğü konusunda da netim.

Fakat hâlâ sanayi kapitalizminin parametreleriyle bugünün dünyasını açıklamaya çalışanlar var. Fabrikaya bakıyor, finansmanı görmüyorlar. Üretimi konuşuyor, borcu atlıyorlar. Devleti anlatıyor, onun hareket alanını sınırlayan finansal mimariyi hesaba katmıyorlar.

Bir de objektiflikten dem vurmazlar mı...

Son elli-altmış yıldaki ekonomik el değiştirmeleri, finansallaşmayı, teknoloji tekellerini ve bunların oluşturduğu jeokültürü görmeden neyin objektifliği

İsrail-ABD ilişkisine de buradan bakıyorum.

Mesele yalnız askerî ittifak veya Washington'daki lobi faaliyetleri değil. Finans, teknoloji, medya, siyaset ve güvenlik alanlarında oluşmuş çıkar ağını da görmek gerekiyor.

Hani diyoruz ya:

İsrail devi esir aldı; sonra kendisini dev aynasında görmeye başladı.

O aynayı kırmak için önce bize yıllardır yedirilen dolmaların muhasebesini yapmak gerekiyor.

Bütün bunları düşünürken aklıma ne geldi biliyor musunuz

Çıfıt çarşısı.

"Çıfıt", Osmanlı Türkçesinde bezirgan Yahudiler için kullanılan eski adlardan biriydi. Çıfıt Çarşısı da Yahudi esnaf ve tüccarların yoğunlaştığı, gürültüden geçilmeyen çarşıları anlatıyordu. Zamanla mekân unutuldu; söz, her şeyin birbirine karıştığı yerlerin adı oldu.

Tarih kendini tekrar etmez, biliyorum. Ama yaşadığımız dönem, bezirgân sermayenin Osmanlı düzenini içeriden aşındırdığı hikâyeye fazlasıyla benziyor. Merak eden Hikmet Kıvılcımlı'nın Osmanlı Tarihinin Maddesi'ne baksın.

Son elli-altmış yıldaki ekonomik dönüşüme bakın:

Üretim, finansallaşma, borç, şirketlerin el değiştirmesi, varlıkların finansal araçlara dönüşmesi ve servetin dar bir çevrede toplanması.

Denklem kabaca böyle işledi.

Şirketin ne ürettiğinden çok piyasa değeri, kaç kişiye iş verdiğinden çok ne kadar borçlandırılabileceği önem kazandı.

Fabrika aynı fabrikaydı. Değişen, fabrikanın ne için var olduğuydu.

Sanayi kapitalizminin üzerine finans kapital yerleşti. Ardından finansal güç teknolojiyle birleşti.

Para siyasete aktı. Siyaset medyaya uzandı. Medya teknolojiyle birleşti.

Yeni bezirgân yalnız paranın dolaşımında değildi. Bilginin dolaşımında da güç sahibiydi.