Çağın ecinnileri

Uzun süredir dünya sisteminin nasıl çözüldüğünü, finans kapitalin ülkeleri ve toplumları nasıl bir borç düzeninin içine sürüklediğini anlatıyorum.

Bugün yaşananlara başka bir veçhesiyle bakalım mı

Karşımızda insanı, toplumu ve hakikati içine alan büyük bir çözülme yaşanıyor.

Son elli yıldaki dönüşüme şöyle bir bakın:

Üretim finansallaştı. Ücretin yerini kredi, tasarrufun yerini borç aldı. Kamusal olan özelleştirildi. Ev, eğitim, sağlık, su, toprak... Hepsi küresel sermayenin yatırım aracına dönüştü.

Servet yukarıda toplandı.

Borç aşağıya dağıtıldı.

Finans kapital toplumları yalnızca yoksullaştırmadı. Onların zamanını, komşusunu, aidiyetini ve gelecek duygusunu yok etti...

Neden buraya geldik

Modernizm dünyayı akılla açıklayacağını söyledi. Bilimi kutsadı. İlerlemeyi kaçınılmaz saydı. Geleneksel bağlarından kurtulan insanın özgürleşeceğini düşündü.

İnsan özgürleşmedi.

Kurum büyüdü. Bürokrasi büyüdü. Teknoloji büyüdü.

İnsan küçüldü.

Postmodernizm evresinin oluşturduğu boşluktan bahsetmiyorum bile...

İdeolojik kalıpların sığlaştırdığı dünyada, düşünmenin yerini saf tutmak aldı. İnsanlar neyin doğru olduğunu değil, hangi taraftan söylendiğini önemsemeye başladı.

Hakikat sonrası denilen şey tam da bu...

Yalanın doğru kabul edilmesi değil yalnızca.

Doğruyla yalan arasındaki farkın önemsizleşmesi.

Neoliberalizm ise oluşan boşluğu piyasayla doldurdu. Devleti, toplumu ve insanı piyasa diliyle yeniden kurdu. Vatandaş müşteriye, hak hizmete, ihtiyaç talebe dönüştü.

Ortaya her şeyi fiyat mekanizmasına indirgeyen bir dünya çıktı.

Bir şeyin değeri, fiyatıyla ölçülüyor artık; satılamayan gereksiz, kâr üretmeyen değersiz.

Peki insan

Onun da ücreti, kredi notu, tüketim gücü ve dijital verisi var.

Değeri var mı

İşte orası karışık.

Açık söyleyeyim, metropoller birer temerküz kampı. Küresel ölçekte aynı toplumsal çöküşü görüyoruz. İnsanlar her geçen gün daha fazla bağlantı kuruyor ama daha da yalnızlaşıyor. Daha çok bilgiye ulaşıyor ama hakikatten uzaklaşıyor. Daha fazla tüketiyor ama içlerindeki boşluğu dolduramıyor.

Bazen dünya ahvaline bakınca Ecinnileri okuyormuşum hissi uyanıyor bende.

Dostoyevski'nin Ecinniler