Atın kuyruğu bağlandı

Sultan Alparslan beyaz elbisesini giydi. Atının kuyruğunu bağladı. Ordusunun önüne geçti.

Geri dönüş hesabını kapatmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümünde bu sahneyi hatırlattı ve bugüne bağladı:

"Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık."

Eski Türk savaş geleneğinde atın kuyruğunu bağlamak, çıkılan yoldan dönmemek anlamına geliyordu. Erdoğan da Türkiye'nin önündeki hedeflerde kararını verdiğini söyledi dün.

Cumhurbaşkanı, Sultan Alparslan'ın sadece Anadolu'nun kapılarını açmadığını; Kudüs'e, İstanbul'a ve üç kıtaya uzanan yolları da açtığını söyledi.

Malazgirt'in anlamı burada.

Anadolu'ya kapanmanın değil, Anadolu'dan çevre coğrafyalara açılmanın başlangıcı. Çünkü bu toprakların güvenliği hiçbir zaman yalnızca bugünkü sınır çizgisinden başlamadı.

Dün Malazgirt Ovası'nda Anadolu'nun kaderini belirleyen mücadele, bugün Karadeniz'den Kafkasya'ya, Suriye'den Doğu Akdeniz'e ve Körfez'e uzanan geniş bir coğrafyada sürüyor. Suriye ise bu mücadelenin Türkiye'nin güvenliğine doğrudan temas eden en sıcak sahalarından biri.

Suriye'yi parçalamak, kuzeyinde bir terör koridoru açmak, güneyini İsrail'in saldırı alanına çevirmek ve Türkiye'yi kendi sınırlarına hapsetmek istediler.

Bu hesap bozuldu.

Suriye bütünlüğünü sağladı. YPG/SDG bağımsız silahlı varlığına son vererek Suriye ordusuna katıldı. Türkiye'nin savunduğu tek devlet, tek ordu, tek egemenlik ilkesi karşılık buldu.

Şimdi mesele, sağlanan bütünlüğün istikrara dönüşmesi ve Suriye'nin İsrail saldırılarından kurtarılması.

Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yapılan saldırıyı buradan okuyun.

Suriye, orada kalıcı bir Türk üssü kurulmayacağını açıklamıştı. Türkiye de askerî iş birliğinin eğitim ve tecrübe paylaşımıyla sınırlı olduğunu bildirdi. İsrail buna rağmen saldırdı.

Çünkü mesele, Suriye'nin Türkiye'nin desteğiyle devlet ve savunma kapasitesini artırması idi.

Ebu Zuhur'a atılan bombalar Şam'dan önce Ankara'ya verilmiş bir mesajdı.

Naftali Bennett'in "Türkiye yeni İran'dır" sözü de aynı korkunun siyasi tercümesi.

Geçenlerde Körfez Savaşı yıllarında Amerika'nın Suudi Arabistan Büyükelçiliğini yapan Chas Freeman'ın bu konudaki değerlendirmelerini dinledim.

Bakın ne diyor: