Yazar, İsrail-Hizbullah ateşkesinin kâğıt üzerinde başarı olarak sunulmasına karşın, sahada savaşın devam ettiğini ve bu durumun geçici bir nefes aralığından ibaret olduğunu savunuyor. ABD'nin askeri tehditleri etkisiz kaldığında, baskı taktiklerine (yaptırımlar, enerji kısıntısı) yönelmesi nedeniyle kalıcı bir çözüm sağlanamadığını iddia ediyor. Ancak çok merkezli küresel sistem, tek bir aktörün mutlak kontrolünü mümkün kılar mı?
Ama sahada ateş kesilmedi.
İsrail ve Hizbullah, son saatlere kadar karşılıklı saldırılarına devam etti. Füzeler düştü, hava saldırıları sürdü. Yani kâğıtta yazanla sahada olan aynı değil. Bu tabloyu süslemeye gerek yok. Gerçek şu: silahlar susmadan barış ilan ediliyor.
Amerikan yönetimi "10 günlük ateşkes" diyerek süreci başarı hikâyesine çevirmeye çalıştı. Donald Trump bir günde "savaşı bitiren lider" rolüne geçti. Aynı Trump, birkaç gün önce açık açık şunu söylüyordu:
"İran teslim olmazsa taş devrine döner."
Bu gelgitin sebebi net!
Hatırlayın...
ABD yönetimi hızlı, düşük maliyetli bir sonuç bekledi. Washington, İran'ın geri adım atacağını varsaydı. Bu varsayım gerçekleşmedi. İran karşılık verdi, devlet mekanizmasını ayakta tuttu, boşlukları hızla doldurdu. "Taş devri" tehdidi sahada karşılık bulmadı. Çünkü bu tehdidin hayata geçmesi, sadece İran'ı değil, Körfez ülkelerini, enerji hatlarını ve küresel ekonomiyi doğrudan sarsacak bir maliyet üretti.
Bu noktada ateşkes bir tercih olarak değil, bir mecburiyet olarak devreye girdi.
Ama sahada başka bir savaş daha yürütülüyor.
ABD Hazine Bakanlığı yaptırımları genişletti. Washington, Çin bankalarına uyarı mektupları gönderdi. Amerikan yönetimi, İran petrolünün akışını kesmeye çalıştı. ABD donanması Hürmüz hattını baskı altına aldı. Gemiler yavaşladı, bazı tankerler rota değiştirdi. Fakat enerji akışı tamamen kesilmedi.
Burada kritik mesele şu:
ABD artık sahada sonuç almakta zorlandıkça, akış üzerinde baskı kurmaya yöneliyor.
Enerji akışı, ticaret akışı, finans akışı... Bu hatları kontrol eden taraf, oyunun yönünü belirliyor. Ancak bu hatlar parçalı, çok merkezli ve esnek bir yapıya sahip. ABD bir noktayı sıkıyor, Çin başka bir kanaldan devreye giriyor. Bu nedenle baskı artıyor, fakat sonuç sınırlı kalıyor.
Ateşkeslerin kalıcı olmamasının nedeni de burada yatıyor.
ABD, İsrail, barış için durmuyor. Taraflar, maliyet yükseldiği ve risk büyüdüğü için tempoyu düşürüyor. Her aktör mevcut pozisyonunu koruyor, sadece ritmi yavaşlatıyor. Yani masada verilen görüntü, sahadaki gerçekliğin tam karşılığı değil.
Sahaya baktığımızda tablo şöyle:

4