Asra Türk Dünyasının damgasını vuracağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile Ankara'daki ortak basın toplantısında cümleyi kurarken yalnız bir ziyaretin çerçevesini çizmiyordu. Türk Devletleri Teşkilatı vurgusunu yaptıktan, ekonomik ve savunma işbirliğinin stratejik derinliğine işaret ettikten sonra şu ifadeyi kullandı:

"Türk dünyasının birlik ve dayanışmasını güçlendirerek bu asra Türk dünyasının damgasını vuracağız."

Erdoğan'ın sözü, çağın yönüne verilen bir cevaptır.

Zira küreselleşmenin tek merkezli yapısı aşınırken ticaret, güvenlik ve teknoloji bölgesel havzalar etrafında sertleşiyor. Devletler büyümekten önce dayanabilecekleri alanlar kuruyor. Prof. Dr. Mehmet Akif Okur* bu dönüşümü küresizleşme kavramıyla tarif eder:

"Küresizleşme, entegrasyon eğiliminin yerini devletler ve yeni/yeniden inşa edilen Dünyalar arasındaki sınırların kuvvetlendirildiği ayrışmalara bırakmasıdır."

Bu ayrışma çağında Ankara-Taşkent hattında kurulan ortaklık; Türkiye, Özbekistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan arasında şekillenen Türk kuşağının kurumsal yoğunlaşması anlamına gelir. Balkanlar'dan Hazar'a uzanan bu eksen artık kültürel değil, jeopolitik bir havzadır.

Okur'un çerçevesi bu yönelişi net bir şekilde açıklıyor.

"Dış politika için ayrılan kaynakların kayda değer kısmı uzun vadeli bir Dünya inşasına tahsis edilmelidir."

Hocanın "Dünyacı milliyetçilik" yaklaşımı tam burada devreye girer. Başka merkezlere eklemlenmek yerine kendi merkezini kurma iradesidir bu. Büyük güçlerle ilişkiyi kesmeden, uzun vadeli bir medeniyet alanına yatırım yapma stratejisidir.

STRATEJİK ÇEKİRDEK SAVUNMA SANAYİ

Yeni çağda güvenlik dışarıdan kiralanmaz; üretilir. Türkiye ile Özbekistan arasındaki savunma sanayii işbirliği bu yüzden teknik olmanın ötesinde yapısaldır. Ortak üretim, teknoloji paylaşımı ve savunma koordinasyonu; Türk kuşağının omurgasını oluşturur.

Okur bu ilişkiyi doğrudan bağlar:

"Güçlü bir savunma sanayii, Dünya örgütleme arzusuyla birlikte yükselir."

Azerbaycan'ın savaş sahasındaki tecrübesi, Türkiye'nin savunma teknolojisi kapasitesi, Kazakistan'ın stratejik derinliği ve Türkistan'ın coğrafi hattı birleştiğinde bir güvenlik havzası ortaya çıkar.

Bu noktada hocanın sözüne kulak verelim...

"Merkezinde yer aldığınız bir Dünya, güvenilir ortaklıklar ve geniş pazarlar üretir."

Savunma entegrasyonu yalnız askeri değil; ekonomik ve siyasi koordinasyon üretir. Enerji yolları, lojistik koridorlar ve ticaret ağları bu güvenlik omurgası üzerinde kalıcı hale gelir.