Ankara'da yeni dünyanın kodları

Ankara'daki zirveye yalnızca NATO takviminin sıradan bir maddesi gibi bakılmamalı. Burada dünyanın yeni hikâyesinin kodları da okunuyor. Kimileri hâlâ eski sistemin bütün ihtişamıyla sürdüğünü sanıyor. Trump'ın ekonomik mucizesi(!) diye pazarlanan tabloyu da bu masala ekliyorlar. Fakat söz başka şey söylüyor, kurulan denklem başka şey anlatıyor.

Amerika artık sadece örgütlerle, vekil yapılarla, kaos hatlarıyla sonuç alan eski rahatlığında yürümüyor. Düşüşünü yavaşlatmak için devletlerle hukuk geliştirmeye, maliyeti müttefiklere dağıtmaya, yükü "paylaşım" adı altında tahsil etmeye çalışıyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Yeni dönemde yalnızca kaos üreten yapılar değil, düzen kurabilen devletler öne çıkacak. Çünkü güç artık sadece yıkma kabiliyetiyle değil, bölgesinde hukuk, güvenlik, enerji ve ticaret mimarisi kurabilme kapasitesiyle ölçülecek. Devlet formu da tam burada yeniden anlam kazanıyor. Potansiyeliyle kapasitesini buluşturan ülkeler, yeni çağın kurucu aktörleri olacak.

Türkiye'nin Afro-Avrasya merkezinde yer alan jeopolitik yapısı bu yüzden ayrı bir anlam taşıyor. Zira Türkiye, Enerji hatlarının, ticaret yollarının, güvenlik denklemlerinin ve diplomatik temasların merkez ülkesidir. Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e, Kafkasya'dan Körfez'e uzanan hatta Ankara'sız denklem kurmak kolay değildir.

Zirvede kameralar önünde "ortak güvenlik", "dayanışma" ve "güçlenen ittifak" cümleleri vardı. Karşılama töreninde kullanılan mehter marşı ise protokol ayrıntısı gibi geçiştirilmemeli. O ses, Ankara'nın masaya sadece ev sahibi zarafetiyle gelmediğini; tarih, hafıza ve devlet aklıyla geldiğini hatırlattı. Mehterin ritmi, Batı salonlarının soğuk teknik diline başka bir cümle düşürdü: Bu coğrafya yalnızca izleyen değil, yön veren bir akla sahiptir.

Fakat burada başka bir hikaye de alt metin olarak devam ediyor. Washington eski kudretinin gölgesinde yürüyor. Çin'i asıl jeopolitik kâbus olarak görüyor; Orta Doğu'da tükettiği enerjinin, Ukrayna'da açtığı hesabın ve silah sanayiine bağladığı düzenin faturasını Avrupa'ya kesiyor.

Trump'ın "tek taraflı ilişki saçma" ve "paranıza ihtiyacımız yok, sadakat istiyorum" sözleri yeni dönemin çıplak ifadesidir. Bu, diplomasi salonunda savrulmuş kaba bir cümle sayılmasın. Kasadarın borçluya seslenişidir: Hesabı öde, safını bildir, fazla konuşma.