Akışın düğümlendiği yerde Türkiye'nin aklı

Dünya enerji fiyatını tartışırken Türkiye akışın etkisini yönetmeye odaklanıyor—peki bu fark gerçekten bir avantaj mı, yoksa kontrolün yanılsaması mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin küresel enerji sistemini daraltması karşısında Türkiye'nin süreci yönetmeye çalıştığını iddia ediyor. Bunu coğrafi konumu, kaynak çeşitlendirme politikası ve fiyat yayılmasını kontrol altına alan tedbirlerle (50 milyar lira hamlesi, gıda politikaları) destekliyor. Ancak gerçekten süreci yönetmek mümkün müyken, sistem kilitlendiğinde herkesin aynı zincire bağlı olması kaçınılmaz değil mi?

Küresel sistem geri dönüşü olmayan bir yolda.

Zira sık sık kilitleniyor.

Denklem açık:

Enerji akışı sürer, ekonomi yürür.

Hatlar kilitlenir... sistem çözülür.

Fiyatlar konuşuluyor.

Asıl belirleyen akış.

Daha önce kaleme aldığımız "Enerji ve Ekonomi" yazımızda da bunu ortaya koymuştuk. Enerji hattına dokunan her hamle, doğrudan ekonomik düzenin sinir uçlarına temas eder.

Bugün Hürmüz'de görülen tablo, zincirin ulaştığı son halkadır.

Bu yüzden alternatif enerji koridorları artık bir tercih başlığı olarak masada durmuyor; doğrudan bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Doğu Akdeniz'den Kafkasya'ya, Orta Koridor'dan Basra hattına kadar uzanan geniş coğrafyada yeni hatlar konuşuluyor, yeni güzergâhlar aranıyor.

Ve tam burada tablo berraklaşıyor:

Sistemin kilitlendiği yerde, Türkiye bir merkez olarak öne çıkıyor.

Bu bir yorum değil.

Coğrafyanın dayattığı bir gerçek.

Ancak bu tabloyu sadece teknik bir daralma olarak okumak sahayı eksik okumaktır. Çünkü yaşanan, kendiliğinden gelişen bir kırılma değil; yön verilen bir genişlemedir. Cumhurbaşkanı'nın işaret ettiği İsrail'in kaos stratejisi, tam da bu hattı tarif ediyor. Gerilim büyüyor, alan genişliyor, enerji hatları baskı altına alınıyor.

Yani mesele enerjiyle sınırlı kalmıyor.

Enerji, baskının aracı haline geliyor.

Dünkü kabine toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar, panik dalgasının içinde aklın nasıl ayakta kalacağını bir kere daha ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı'nın sözlerinden mülhem bir kere daha yazalım ...

Hürmüz sıradan bir geçiş hattı değildir.

Dünyadaki petrol akışının yaklaşık beşte biri buradan geçer.

Doğal gazın kritik bölümü bu hattı kullanır.

Ve zincir burada bitmez.

Petrokimya ürünleri...

Gübre...

İlaç hammaddesi...

Yarı iletken üretiminde kullanılan kritik girdiler...

Hepsi aynı akışın parçası.

Bu yüzden daralan bir hat yok sadece.

Daralan bir sistem var.

Kabine toplantısında kurulan çerçeve bu açıdan önem taşıyor. Çünkü sahada oluşan baskı artık katmanlı bir etki üretiyor: enerji hattından piyasalara, piyasalardan üretime, üretimden doğrudan toplumsal hayata uzanan bir zincir çalışıyor.

Ve bu zincir durmuyor.

Bir başka başlık:

Arz güvenliği.

"Herhangi bir sorun yok."

Dünya akışın kesilmesini tartışırken, hatta, bazı ülkelerde karneler devreye girerken Ankara akışın etkisini yönetmeye odaklanıyor. Bu yaklaşımın sonuçları zaman içinde daha net görülecek. Ancak şu gerçek ortada: