Önceki yazıda sormuştuk: Borçla büyüyen, serveti birkaç elde toplayan koca bir düzenin hesabı, Trump'ın dosyasına sığar mı
Amerikan basınına bakılırsa Demokratlar şimdi o dosyayı açacakmış. Malum, basının Trump'a muhabbeti öteden beri kıttır; hesabının görüleceği haberini de pek iştahla veriyor. Başkanın işleri, ailesinin kazançları, makamının çevresinde dolaşan paralar incelenecekmiş.
Hesap Trump'ın şahsına daraltılınca, seçimleri finanse eden sermayenin devlet kararları üzerindeki nüfuzu gözden kayboluyor. Kişinin hesabı açılıyor, düzenin hesabına dokunan yok.
Parazitliğin iktisattaki karşılığı, üretime katkısından çok mülkiyetine, alacağına yahut siyasi nüfuzuna dayanarak gelir toplamak. Rant ve tekel kazancına, siyasi bağlantıyla elde edilen ayrıcalıklar ekleniyor: Rakibin önünü kapatan düzenleme, gevşetilen denetim, kişiye özel vergi kolaylığı... Kamu yetkisi, özel servetin hizmetine giriyor. Fabrika kurmaya lüzum yok; kuralı koyanla yakınlık kurmak kâfi.
Af soruşturmaları da buraya uzanıyor. Seçim kampanyasına para verenlerle affedilenler arasındaki ilişkiler araştırılıyor. İddialar henüz mahkeme hükmü taşımıyor. Fakat manzara öğretici: Sıradan insan adalet beklerken, servet sahibi adalete giden kestirme yolu arıyor.
Bir de Trump'ın adını taşıyan kripto para var. Demokratlar buradaki işlemleri "pompala ve boşalt" yöntemiyle suçluyor. Fiyat şişiyor, erken davranan kazancını topluyor, zarar sonradan gelenin sırtında kalıyor. Meydanda başkanını alkışlayan adam, bu defa cebindeki parayla alkışlıyor. Elinde kalan, sadakatinin makbuzu.
Üstelik mesele bununla bitmiyor. Savaş tehditleriyle uzlaşma açıklamaları piyasaları sarsarken, siyasi kararı önceden bilmenin değeri büyüyor. Hangi açıklamadan önce kim alım yaptı, kim satışa geçti Başkanın ticari ilişkileri araştırılacaksa bu işlemlerin hesabı da açılmalı. Milyonların korkusunun bir avuç insanın kazanç fırsatına dönüşüp dönüşmediği anlaşılmalı.

9