Her şeyde olduğu gibi sosyal medyanın da hem olumlu hem olumsuz kullanımı mümkündür.
Bilginin, teknolojinin ve insanî değerlerin yaygınlaştırılması; haksızlıklara karşı mücadele edilmesi ve mağduriyetlerin geniş kitlelere duyurulması açısından sosyal medya önemli imkânlar sunmaktadır.
Ancak aynı araç; yalan haberlerin, iftiraların, gıybetin, nefret söylemlerinin ve toplumsal düşmanlıkların yayılması için de kullanılabilmektedir. Üstelik sosyal medyada yapılan bir paylaşımın ulaşabileceği insan sayısı, geçmişte insanların hayal bile edemeyeceği seviyelerdedir.
Bir Haberle Başlayan Tahribat
Kur'ân-ı Kerîm, "Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeden bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için onun doğruluğunu araştırın" buyurur. (Hucurat Suresi: 6) Bu ayet, günümüz sosyal medyası açısından son derece önemli bir ölçü ortaya koymaktadır: Haberi paylaşmadan önce tahkik etmek.
Peygamber Efendimiz de (asm) "Kişiye, işittiği her şeyi söylemesi yalan olarak yeter" buyurur. ünkü insan duyduğu her şeyi araştırmadan başkasına aktarırsa, doğru ile yanlışı birbirine karıştırabilir.
Gıybet konusunda da Kur'ân, "Sizden biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı" buyurarak çok çarpıcı bir ikazda bulunur. Bugün sosyal medya, gıybet ve iftiranın milyonlarca insana ulaştırılabileceği bir ortam hâline gelmiştir.
Arakan'da Müslümanlara yönelik şiddet olaylarında nefret söylemlerinin ve yanlış bilgilerin toplumsal düşmanlığı beslemedeki rolü bunun acı örneklerinden biridir.
7 Ekim 2023 saldırılarının Hamas tarafından gerçekleştirildiği ve bu saldırının Gazze'de yürütülen askerî operasyonlar ile sivil katliamların gerekçesi olarak dünya kamuoyuna sunulduğu görülmüştür. İlk günlerde yayılan haberler, görüntüler ve iddialar kamuoyunun İsrail'in askerî müdahalesini desteklemesinde etkili olmuştur. Sonrasında Gazze'de yaşanan büyük yıkım ve sivil kayıplar gündeme geldiğinde ise oluşan algıyı değiştirmek çok daha zor hâle gelmiştir.
Tahrip Kolay, Tekelleşme Daha Tehlikeli
Sosyal medya algoritmaları, çoğu zaman en doğru haberi değil, en fazla etkileşim oluşturan içeriği öne çıkarır. İnsanlar da sıradan ve doğru bilgilerden ziyade şaşırtıcı, öfkelendirici ve dikkat çekici içeriklere daha fazla ilgi gösterebilir. Böylece bir yalan, dokuz doğrunun önüne geçebilir.

2