Birlik, demokrasi ve parçalanmışlığın acı faturası

Tarih gösteriyor ki parçalanmış ülkeler emperyalizmin lokması oluyor; peki demokrasi olmadan kurulan birlikler kalıcı olabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, imparatorlukların dağılmasının ardından birlik olamayan ülkelerin küresel güçlerin ezici baskısına maruz kaldığını tarihî örneklerle gösteriyor. Orta-Güney Amerika'dan Osmanlı topraklarına kadar parçalanmışlık krizleri, yazara göre demokrasi ve insan hakları temelli güçlü bloklar kurulmadığı için ortaya çıkıyor. Ama demokrasi olmadan kurulan sentetik birlikler, mevcudiyetlerini uzun vadede koruyabilir mi?

Tarih, milletlerin ve devletlerin serencamını okumasını bilenler için ibretlerle doludur.

Son birkaç yüzyıla baktığımızda, büyük imparatorlukların dağılmasıyla ortaya çıkan tablolar bize çok net bir cevap veriyor: Birlik olamayanlar, büyük güçlerin sofrasında lokma olmaktan kurtulamıyor.

Amerika Kıtasındaki İki Farklı Tablo

Öncelikle İspanyollardan ayrılan Orta ve Güney Amerika ülkelerine bakalım. İspanya'ya isyan edenler, ortak bir dil ve kültüre sahip olmalarına rağmen bir araya gelip tek bir devlet veya en azından güçlü bir birlik kuramadılar; parça parça devletler hâlinde kaldılar. Hâlbuki ABD, İngiltere'den ayrılırken tıpkı onlar gibi 10-15 ayrı devlet olarak bölünmesi mümkündü; ancak onlar birlik olmayı başardılar. Güney Amerika ülkelerindeki dağınıklık, ekonomide, demokraside, askerî güçte ve ilmî çalışmalarda dünya sahnesinde varlık göstermelerine mâni oldu. Daha önceden diğerleri şimdi Venezuela ve Küba gibi ülkelerde süregelen krizler, bu parçalanmışlığın neticesidir. Dün olduğu gibi bugün de bu zayıflığın faturasını acı şekilde ödüyorlar.

Osmanlı'nın Ardından Yaşanan Dağınıklık

Daha da hazin bir tablo, Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecinde yaşandı. Osmanlı'nın idaresinden kopan Orta Doğu ve Arap ülkeleri, Balkanları da sayarsak içinden kırka yakın ayrı devlet bu devasa değişimin ardından yeni sürece adapte olamadılar. Burada dikkat çekici bir tarihî kıyas yapmak gerekir: İngiltere, sömürgeleri kendisinden ayrılırken İngiliz Milletler Topluluğu gibi bir yapı kurarak gücünü ve nüfuzunu muhafaza etmeyi başardı. Ancak aynı İngiltere, dağılan Osmanlı'nın ardından bölgede böyle bir birliğin vücut bulmasına bütün gücüyle mâni oldu. Kendi aralarında güçlü bir blok oluşturamayan ülkeler emperyalist güçler için yutulması kolay küçük lokmalar hâline geldiler. Eğer ABD gibi güçlü bir birlik oluşturabilselerdi, bugün Orta Doğu'da küresel güçler at koşturamazdı. ABD, İsrail ve İran rekabetine sıkışan Körfez ülkelerinin kargaşa ortamında ezilmesinin temel sebebi işte bu dağınıklıktır. Fakat günümüzde İngiltere'nin o eski engelleyici politikalarının geride kaldığını unutmamak gerekir; zira kalıcı dünya barışı için bu tür bölgesel birliklere artık onların da destek vermesi elzemdir.