Haçlı devletleri de, ellerini bir an önce çabuk tutmak istiyorlardı. Topladıkları dev orduyla Balkanlar'ın güneydoğusuna doğru yürümeye başladıklarında gazâ için can atan Sûltân Murad da harekete geçti. Tırnova'nın 135 km. güneydoğusundaki Yanbolu'da Ali Paşa'nın birlikleriyle buluşarak harekâta devam ettiler.
Tatarpazarı, Filibe ve Samakov'a ya uzanan üç önemli yol üzerinde bulunan denizden 640 m. yükseklikte, 20 km. uzunluğunda, Motivir Irmağı'nın kenarında etrafı ormanlık dağlarla çevrili ovanın ortasında, Lala Şahin Paşa tarafından fethedilen İhtiman'da konakladıklarında ise Sırp Kralı Lazar'ın elçileri gelerek, huzura çıkmak için izin istediler.
Sûltân Murad'ın izin vermesiyle elçiler huzura alındı. Türk Hâkânı'nın "Ne istiyorsunuz" sorusuna cevâben; "Sizi savaşmaya dâvet ediyoruz ve savaş yeri seçmenizi istiyoruz" sözleri Sûltân Murad'ı celallendirdi. Önce, "Elçiye ölüm olsaydı şimdi sizi şuracıkta gebertirdim" diye azarladı. Sonra da "Siz kim oluyor da cihat için buralara gelen bizleri savaşa dâvet cüretini gösteriyorsunuz. Alın bunları karşımdan" diye gürledi. Ardından da yola koyuldu. Tatarpazarcığı yoluyla Sofya'ya geldi.
Bir taraftan da haçlı ordusunu takip ettiriyordu. Gelen istihbarat bilgileri ışığında güneybatıya doğru yol alınarak Köstendil'e gelindi. Akıncı Beylerinden Gâzi Evrenos ile Paşa Yiğit, kuvvetleriyle önden gidiyorlardı. Bir müddet sonra beklenen oldu ve Priştine'nin güneybatısındaki Kosova Sahrasında iki ordu 20 Haziran 1389 Pazar günü karşı karşıya geldi.
Yapılan harp divânından sonra savaş düzeni alındı. Merkezde Sûltân Murat'ın yanında kapıkulu askerleri ile Vezir-i Âzâm Çandarlı Ali Paşa yer almıştı. Sağ kanatta Şehzâde Yıldırım Bâyezid ile Kara Timurtaş Paşa'nın yönettiği Rumeli askerleri, bir miktar da Azaplar vardı.
Sol kanatta Şehzâde Yakup İle Sarıca Paşa idâresindeki Anadolu askerleri yerlerini almışken sol kanatın arkasında yer alan oldukça iyi tahkim edilmiş meşelik ise ordu ağırlıklarını barındırıyordu. Sol cenahın ihtiyatında Hamidoğlu Mustafa Bey vardı. Sağ ve sol cenahın ardında çok iyi yetiştirilmiş bin'er kişilik okçular mevzilenmişti.
Haçlı ordusunda ise başkomutan sıfatıyla Sırp Hükümdârı Lazar merkezde bulunuyordu. Sağ cenahta dâmâdı Prens Brankoviç, sol cenahta Bosna Kralı Tvrtko bulunuyordu. Peşlerinde; Sırplar, Çekler, Macarlar, Arnavutlar, Moldovyalılar, Slovaklar, Hırvatlar, Karadağlılar, Bosnalılar, Slovenler, Ulahlar, Bulgarlar, Transilvanyalılar, Lehler ve daha pek çok milletten iyi yetişmiş savaşçılar bulunmaktaydı ve Haçlı Ordusu sayıca çok üstündü.
Kıyâmeti aratmayan savaş 8 saat sürdü. Bu süre içerisinde düşman ordusu, başkomutanları Lazar dâhil imha edildi. Kaçabilen küçük grupları yakalayarak imha etmek ise Şehzâde Yakup'a düşmüştü. Savaşın kahramanı, birkaç saat sonra Osmanlı tahtına geçeceğinden habersiz olan Şehzâde Yıldırım Bâyezid idi.
Zafer kesinleşince savaş meydanını dolaşan Sûltân Murad'ın yanına yaralı bir Sırp yaklaşarak, konuşmak istedi. Lazar'ın dâmâdı Miloş olduğu sonradan anlaşılan bu kişi gizlediği hançeri saniyeler içinde Türk Hâkânı'nın kalbine sapladı. Aynı hızla Türk askerleri tarafından parçalanan Miloş'un cesedi Sûltân Murad'ı geri getirmedi. Son nefesini vermeden önce Yıldırım Bâyezid'e biat talimatı verdi.
Bugüne kadar girdiği 37 savaşı da kazanan Sûltân Birinci Murad'ın iç organları şehit düştüğü muharebe meydanına gömüldü üzerine de güzel bir türbe yapıldı. (Bedeninin medfûn bulunduğu Bursa'da da ayrı bir türbesi vardır.) Mekânı cennet olsun inşaallah...
Ancak Sûltân Murad'ın cihangirliği şehâdetinden 6 asır sonra da devam etmiş, ruhu günümüzde bile kendisine düşmanlığı elden bırakmayan Sırpları kuşatarak onları darmadağan etmiştir.

29