İşin ehli

Bir gün İbni Sina henüz genç bir hekimken, bir hükümdarın sarayına çağrıldı. Hükümdarın oğlu ağır bir hastalığa yakalanmıştı. Günlerdir ne yiyebiliyor ne konuşabiliyordu. Ülkenin en iyi hekimleri gelmiş, fakat hiçbiri derdine çare bulamamıştı.
İbni Sina hastanın yanına girdi.

Herkes onun da diğerleri gibi ilaçlar yazacağını düşündü. Ama o farklı bir şey yaptı.
Gencin nabzını tuttu...
Ve yavaşça şehirlerin isimlerini saymaya başladı.
"Semerkant..." dedi. Nabız normaldi.
"Buhara..." dedi. Bir şey değişmedi.
Ama bir şehir ismi söylediğinde, gencin nabzı birden hızlandı.
İbni Sina bunu fark etti ama hiçbir şey söylemedi.
Sonra şehirlerin mahallelerini saymaya başladı. Nabız yine belli bir isimde hızlandı.
Artık emindi.
Hastalık bedende değil, kalpteydi.
İbni Sina hükümdara döndü ve şöyle dedi: