Damlaya damlaya göl olur

Yağmur yağdığında İstanbul'da yaşamak, poşet kafaya geçirmekten opera yapmaya, trafiği kilitlemekten romantik isyan etmeye kadar binbir manevrayı gerekli kılıyor; peki bu karmaşa gerçekten hayatı yaşamanın bir parçası mı, yoksa düzeni öğrenemeyen şehirleşmenin başarısızlığı mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İstanbul'da yağmur yağdığında insanların gösterdiği ilginç davranışları ve çözüm arayışlarını (poşet başa geçirmekten sanata yönelmesine kadar) hafif mizahla tasvir eder. Temel iddiası, şehir hayatının disiplinsizliğinin insanları absürt çözümler bulmaya mecbur ettiğidir. Yazının kalbi ise şu sorusunda yatıyor: Bu karmaşık tavırlar, İstanbul'un yaşanmaz hale gelmesine mi, yoksa insanın doğasında var olan yaratıcılığa mı işaret ediyor?

Kimi uzmanlar yağışlar, doğudan değil batıdan gelir diyor; kimi 'savaşla uğraşan Körfez ülkeleri yağmur tohumlayamıyor o yüzden normalleşen gökyüzü yağmura kavuştu' diyor. Her hâlükârda rahmet yağıyor... Barajların doluluk oranı yükseldi... Aaa bak yine hava kapadı, yağmur serpiştirdi; şekerden mamul tüm taksiler eridi, insanlar kaçışıyor, kimi ıslanıyor kimi agresifleşiyor, bir keşmekeş bir curcuna... Hele de balkonu yıkarken sokağa dökülen suyun bile trafiği kilitleyebildiği İstanbul'da... Her şart altında 'takma kafana' mantığıyla çözümler burada...

Yanınızda yağmurluk, şemsiye yoksa... Yağmur altında fanilaya kadar ıslanmak filmlerde romantik, dramatik ya da epik konsept parçası olsa da gerçek hayatta hiç keyifli değil... Onun için, kafaya poşet geçirin! Kabul, sokakta hele de Nişantaşı gibi "krem dö la krem" kesim muhitlerinde kafada 'Bakliyatçıoğlu Gıda Pazarı' yazan poşetle dolanmak pek karizmatik değil. Yine de binbir manevrayla jölelediğiniz saçlarınızın ıslanıp lahana gibi açılmasından iyidir...

Romatizmalarınız azdıysa... Kendinizi sanata verin. Nice romantik ruh, romatizmal hislerle kıvranmakta. Bırakın duygularınız da yağmur da damlaya damlaya kuğu gölünü oluştursun... Opera yapın, resim yapın, beste yapın, şiir yazmak için sonbaharı bekleyen şairlerden utanın; alın kâğıdı kalemi elinize iki mısra karalayın! Anahtar kelimeleri veriyorum; damla, gözyaşı, terk etti, hazan mevsimi, yaprak dökümü...

Canınız sıkılıyorsa; Rastgele numaraları tuşlayın, orayı burayı arayın; "aloo, ay balkonda çamaşırlar asılıydı, çabuk toplayın yağmur başladı!" çığlıkları atın. Anlık da olsa paniğe sebeptir, tesirlidir! Bu talimatın ihmali hâlinde annenin gazabından kurtulamayacağını her evlat, her koca bilir...