Ya kafa yok, ya ahlak...

Onlar ne hüküm verirse, ona razı olacaksın.

Yoksa

Eline ayağına dolaşmak için ne yapmadık bozgunculuk, ne söylenmedik hakaret bırakırlar...

Malum, bir süreç yürüyor.

PKK'nın zaten eylem kapasitesi kalmamıştı, istendi ki bu defter tümüyle kapansın.

Madem ki PKK bir adım attı, Türkiye için artık bir tehdit olmadığını ilan etti, "Silahları bıraktım" dedi, bu işi suhuletle bitirmek için devletin de adım atması gerekir.

Dün TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen çerçeve yasa da bu adımın somutlaştırılmasıdır.

Peki, bizim köşe kadıları ile klavye kazaskerleri ne hüküm verdi bu yasaya

Hani kimisi var, "Teröristle hiçbir şart altında pazarlık olmaz. Çatışmaysa çatışma" diyor.

O adamı yine anlarım.

Ama PKK'nın ülkenin güneydoğusunda askerimizi ve polisimizi şehit ettiği dönemlerde dahi "birliktelik"ten gocunmayan ekibin, bugün terörü zaten fiilen bitirmiş olan AK Parti hükümetine ve sürece destek verenlere "terör destekçisi" muamelesi yapmaya kalkması, ya zihinsel bir arazın, ya ahlaki bir tefessühün sonucu olabilir.

Bir parantez açayım, bazılarını, bu "Ya kafa yok, ya ahlak" halinden ayrı değerlendirmek lazım.

Onların teşhisi nasıl konulabilir ya da konulmalı mıdır, bilmiyorum.

Onlardan, zaten yapmakta oldukları dışında hiçbir şey beklemiyoruz.

Mesela, İyi Parti cephesinden biri, "Terörsüz Türkiye" konusunda olumlu ne söyleyebilir

Hatırlayanlar olacaktır, daha ortada hiçbir şey yokken, sürecin tarafları sadece bir "barış temennisi"nde bulunmuşken, "Süreç başlarsa baltalarız" açıklaması yapmışlardı...

Yapabileceği başka bir şey de yoktur bu partinin, Kürt ve mülteci düşmanlığı üzerine bina edilmiştir, bu tartışma bitince o da bitecek.

O yüzden, "dükkandaki yangını söndürmeye çalışan ticaret erbabı"nı ayrı tutalım bu halden...

Bizim köşe kadılarıyla klavye kazaskerleri, son birkaç yılda çok yıprandı.

"Allah, insanı iddiasından vurur" lafını ispatlamak istercesine, hangi silaha sarıldılarsa, en öldürücü kurşunu o silahtan yediler.

Bir tek yolsuzluk örneği göstermeden yolsuzluk iftiraları atıyorlardı, "Hepimiz görüyoruz" veya "Artık bilmeyen kalmadı" laflarıyla. Kimse onların gösterdiği yerde yolsuzluk falan göremiyordu oysa... Sonra gerçekler ortaya çıktı, gerçekte kimin yolsuzluk yaptığı faş oldu. Bu sefer bu utanmazlar, "Bu yolsuzlukların soruşturulması siyasi olarak AK Parti'ye yarıyor, yoksa soruşturulmazdı" demeye başladı.

Biz de yolsuzluğun dedikodusuna hassas, vukuuna apatik, omurgasız bir tür tanımış olduk böylece.

Ama bir iki yerden değil, komple döküldüler.

Ne kanaat önderi kisvesine büründürdükleri sosyal medya meşhurları