Bilim insanları yaşlanmayı yavaşlatan icatlar yerine, insanlığı hızlandırma üretimine kafa yorsa dünya başka olurdu. Ben hep geçmişe kaldırıyorum gemileri.
O gemiler ki hala yosun tutmadı.
Varsın hayallerim de yaşlanmış olsun.
Eşyaların insanlardan uzun yaşadığı mahallelerde büyüdük, 45'lik şarkılarla, hüzün yumaklarıyla.
Bu demektir ki ne ektiysen onu biçtin. Eskiden efkar dağıtırdı şarkılar şimdi parsayı topluyor. Bizler de aradıklarımızı "yaşlı şarkılarda" buluyoruz; "Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin."
Şimdilerde anası ağlayan insanların arkasından teneke çalanlar da çok, yetimin öksüzün hakkını çalarak vur patlasın yaşayanlar da! Onların şehvetli kahkahaları gökdelenden bile duyuluyor. Buna karşılık "içi ağlayanların yüzünün gülmesi için formülünüz var mı" diye sorduklarım oluyor. Yüzlerinden düşen bin parça!
Yaşlanmak konusunda benimle sohbete giren biri, estetik harikası Ajda Pekkan'ı örnek gösterdi.
"Ajda Hanım kaşlarını oynatınca çoraplarını çekebilecek kadar hünerli, o yüzden yaşlanmıyor" dedim, pek komik buldu.
Bu devirde insanları güldürmek zor, o yüzden mizah dergilerinin bile modası geçti. Ama "komik erkeklerden hoşlanıyorum" diye haber salan ünlü şarkıcılara ve oyunculara iyi bakın, çünkü anonslarında dipnot var. "Parası da olsa iyi olur!" O yüzden "dolar üzerinden kur yapanlar onları hırboluğuyla bile güldürür. Bir de çocuk yapıp ömür boyu nafakayı kaptıklarında hayat onların yüzüne her gün kahkaha atar!
Kötülüğün bu kadar palazlandığı topraklarda insan olanın içi acıyorsa keyifli yazılar yazmak o kadar kolay değil. Bundan birkaç yıl önce bir yazımdaki karamsarlıktan etkilenen yaşlı okuyucum, "benim ölüm döşeğimde olduğumu" düşünmüştü de oğluna beni aratmıştı; "hayatında kötü bir şey yoktur umarım." Hangimizin hayatında kötü şeyler yok ki. Sevgi ve saygılarımı sunmuştum beni merak eden anneye.
Emek, haysiyet, insanlık gibi kelimeleri defterinden silenlerle, şöhretli kadınlara olan zaaflarını "beyaz zarf içinde" ödeyen görgüsüzlerle ve sevgilisine 'soğan ekmekle geçiniriz' diye yemin edip zengin çakallara bir gecelik gelin gidenlerle işimiz yoktur. O yüzden böyle soysuzları işaret etmenin bizdeki keyfi de başka.
Durduğumuz yerde yaprak dökme mevsimindeyiz artık.
Allah'ıma şükürler olsun ki ne yetim hakkı yedik ne kimsenin parasını çaldık. Sadece yıldızlardan ateş çaldık, pişman değiliz. İçimiz ağlıyorsa o kadarını da hoş görsünler!

3