Reklamlar insanların gözüne olduğu kadar yüreğine de seslenirdi bir zamanlar. Reklamlarda kullanılan ünlülerin ahlaki değerleriyle, tanıtılan ürün arasında uyum vardı. Reklam sloganı dillere düşerdi de kimse ayağa düşmezdi. Çünkü duyarlı bir toplum vardı.
***
Sonrasında düzen değişti. Popülerliğin ahlaki değerlerle ilişkisi kesildi. Paranın ve yalanın dilini, ruhundaki kirini konuşan şöhretler reklam yıldızı oldu. Şöhret travması yaşayan toplumlarda reklam yüzleri kirliyse, temiz insanların değeri olmadığı içindir. Parasıyla toplumu yönlendirenler bizleri şaşırtmıyor. Onlar, ne mal olduklarını bildikleri şöhretleri pazarlarken, tanıtılan ürünün aynasında kendilerini görüyorlar belki!
***
Kendi reklamını yapanlar ayrı konu. Popüler olmak o kadar kolay hale gelmişken, zalimlik matah bir şey gibi pazarlanırken, onlar gerçeklerin hastalıklı yüzüdür. Akşam yatarken yanında olanları sabah olunca kaybedenlerin, haybeden sevdaları bile itibar görüyorsa, onların reklamını yapanlar sağ olsun! Teknoloji sevgiyi ve saygıyı talan ederken, geride ne bırakacaktı ki!
***
Hasta çocuğunu Anadolu'da sırtına koyup İstanbul'a getiren onurlu anaların gerçek hikayelerini anlatan filmler piyasadan çekildi. Şimdi insanlar "gerçekten yalan hikayelere" de bayılıyorlar, kendilerini uyutan şatafatlı sahnelere de. O sırada çocukları sosyal medyada kim bilir hangi tuzaklara yem oluyor da kimsenin umurunda değil. Harcanan çocuklar diğer çocukların harcanmasının reklamını yapıyor aslında. 16 yaşında evden kaçıp her yanından suç akan bir erkeğe sığınan kız çocuklarının dramını da izliyoruz, babasının kafasına kurşun sıkarak öldüren 16 yaşındaki kız çocuğunun ibretlik hikayesini de. Onlara ilham verenlerin gerçek hikayelerini niye kimse merak etmiyor
***

12