Ne insanlığı!

YAŞLI bir kadın haykırdı, 'koşun' dedi, 'insanlık ölmüş' Duyarlı birkaç kişinin dışında kimse oralı olmadı. 'Bedava simit dağıtılıyor' sesine daha çok koşan olurdu eminim.

İnsanlık kanlar içinde yerde yatıyordu, birilerinin sırtı sıvazlanırken, birkaç kişi de dizlerinin üzerine çökmüş katıla katıla ağlıyordu.

'Nasıl ölür' dedi yaşlı kadın, 'sadece biraz sevgiye, saygıya ve hukuka ihtiyacı vardı.' İnsanlığın iyi hallerini bilen o kadının hıçkırığı mazinin özlemiyle buluştu. 'Bu ülke sevginin anayurduydu.' Zalimler arasında bu sözler itibar görmedi. Elindeki bıçağın kanını yalayan çakalın biri 'aman canım ölmüşse ölmüş, insanlığın kime ne yararı vardı ki!' diye bağırdı. Bir diğeri 'mezar kazmaya bile gerek yok, öldüğü yerde çürüsün" dedi, çılgın bir alkış koptu. Böyle alkışlar gurur okşuyordu da bebeklerin ölümüne bile göz yumanlar için insanlığın lüzumu yoktu artık. Siz onlara paranın ucunu gösterin!

Jenerikler önceden hazırlanmıştı. Cep telefonları, kameralar gönlüne göre bir ceset bulmuşlardı ve ölçüsü her ekrana uyuyordu. Haberi duyan sosyal medyada bir cellat senfonisi başladı. Teknoloji böyle günler içindi zaten! İnsanlığın öldüğü bir ülkede hangi canlı kalmayı hak sayanların başında geliyordu teknoloji.

Ölen insanlığın başında ağlayan yaşlı kadın, siyah beyaz fotoğrafların içinden çıkmış gibi ayağa kalktı, "otopsi istiyorum" diye haykırdı. Çakallar sırtlanlar kahkaha attı. İnsanlık yasaları yok edilmişken sevginin ve saygının izini sürenlerle alay etmek ödüldü artık. Nasılsa bir koyup bin alıyordu da şeytanın suçlarını yalıyordu kötülük.

Kameralar yakın çekim yaparken, kadın inatla haykırdı, 'en azından neden öldüğünü bilmek istiyorum.' Aslında ölüm nedenini biliyordu da herkesin bilmesi gerektiğini düşünüyordu. Kadının şefkatinden eser kalmamıştı, onur ve haysiyet zorbalığa yenilmişti. Ağzı kan kokan biri geldi kadını yakasından tutup yere fırlattı, "bırak bu insanlık ayaklarını be kadın!"

Kaç kadının, kaç çocuğun kanına girmişti de iştahı kabarıyordu zorbalığın. İnsanlığın beyin ölümü gerçekleştikten sonra otopsi yapmak gereksizdi zaten. Nefreti yüreklerine, yetimin öksüzün hayatını hayatı kasalarına kilitlemiş olanlara 'anahtar cümleler' kurmanın da alemi yoktu! Çünkü hepimiz biliyorduk ki, insanlık düşmanlarına denizde karada ölüm yoktu artık!