Masal çocukları

Dünya Kupası maçlarını izlemek değil, dinlemekle yetinen çocuklar mevsimiydi. Pele, Eusebio, Cruyff dillerde efsane. Komşu bahçelere taşan meyve ağaçları gibiydi çocuklar. Maçların sonuçlarını öğrenmek için radyoların peşinde koşarlardı. Ya da her annenin başka anneye cam borcu olduğu mahallelerde top koştururlardı. Kırılan cam olsun kalp değil. O çocuklar hep zoru sevdi. Taşlı toprak sahalarda topa hükmetmek futbolcu olmayı düşleyen çocuk kralların işiydi. Yaşlı insanlar ahşap evlerin küçücük camlarından onlara gözü gibi bakardı. Sokak çeşmelerinden gürül gürül akardı çeşmelerin suyu. İki gözümüz iki su testisi.

***

Hüzünlere çarparak giderdi gurbet kuşları, türküler yazılırdı göçlere. Büyükler çocukların hayal tamircisiydi, kırılan düşlere bile yama yaparlardı. Akasyalar açarken sazlar çalınırdı Çamlıca'nın bahçelerinde.
Öfkeler erirdi bir gülüşün karşısında.
Çocuklar güneşin sofrasında toprağın bereketinden oyun alanları yaratırdı.
İki gözümüz iki kırık misket.

***

O zamanlar yıldızlar en yakın uzaklardı. Geceleri düşen yıldızları toplamak hepimiz için çocuk oyuncağıydı. "Dikkat kan aranıyor" anonslarına koşmak için radyo başında beklerdi insanlar. Hepimiz fukara çocuklardık, elde yok ayakta ayakkabı yok. Gömleklerin yakası kirli olurdu ama yürekler tertemiz. Dalgalar yıksa da inadına deniz kıyılarına yapardık kalelerimizi. İki gözümüz iki çakıl taşı.

***

Mavi umutlarımız vardı, yoksulluk içinde mutlu ve özgürdük. Mahalle arasındaki arsalarımız güme gitmemişti. Geçen yıllar çok şeyleri değiştirdi, hayat her sabah yeni acılar ısmarladı çocuklara, onlar da kabullendi. Kötülük masumiyeti yendi. Şimdiki zamanın çocukları için ölüm hafif kalıyor yaşadıkları yükün altında. Manzarayı görünce kahroluyoruz. İki gözümüz iki siyah üzüm.

***

Keşke çocukluktaki masum hayallerin bekçisi olarak kalabilseydik. Keşke yolunda gitmeyen gerçeklerin önünü kesebilseydik. Ve çocuklara verdiğimiz sözleri tutabilseydik. Bundan böyle asla sahip olamayacağız geçmişteki o görkemli saygıya. Aklımız da o günlerde kalbimiz de. Hala siyah beyaz Yeşilçam filmlerine koşuyoruz; açık kalmış bir sokak çeşmesi görebilir miyiz diye. İki gözümüz iki çeşme! O güzelim yılların bereketine ve masumiyetine karşılık fena bir ödeşme!