Yaşadığım çocukluktan kopmama eğilimi gösteren biriyim. Gaz lambalarıyla büyüdüm, sokak çeşmeleriyle. Birbirine kardeş bakan pencerelerimiz vardı, ince boyunlu sürahilerimiz. Denizi görürdü kalbimizin odaları. Mutfak penceresinden cennete türkü söylerdi analarımız. Oyalı yemeniler satardı bohçacı kadınlar. Gazelhan sesli adamlar bir kağıt sayfasına yazılmış şarkı sözlerini satardı sokaklarda. Eski fotoğraflarda bütün mevsimler yaz. Geceleri söylenen şarkılar biraz mahur biraz hicaz.
***
Aşklar da yaşadık sessiz sedasız, sokak lambalarından ilham aldık, pencere önlerinde ıslık çaldık. Her şey rüzgar gibi geçti, zaman değişti.Aşk için yapılan tanımlamalar paranın karşısında kendinden geçti.
Marka bir çantaya tav olanlar, kara para kasalı hırbolar sanata da yön verdi, tek gecelik ilişki pazarına da.
Bizler her şeye rağmen eskitmedik güneşimizi. Cennet kızılı, bal sarısı. Nostaljik hazinemizi isteyene veriyoruz, ekmek arası!
***
Tiyatroya gitmek için kuyruğa girenlerin çok olduğu, kıt kanaat yaşayan gerçek sanatçıların gözünün tok olduğu yıllardan bahsediyorum.Şerefin, haysiyetin tavan yaptığı yoksul yıllardan. Gerçek hikaye diye yutturulan yalan dizilerin olmadığı, kalitenin ve zarafetin beline vurulmadığı, şöhret sergilerindeki içi boş kadınlardan, hayatında kitap okumamış erkek çuvallardan değil, gerçek sanattan bahsediyorum.
***
Birçok şeyin talan edildiği bir ülkede düşlerin kepenkleri indi, kendinden bile randıman alamıyor insanlar. Çoğunluk umutsuz ve bıkkın. İçlerindeki mezarlıkta yerini ayırtanlar var ama İstanbul'da mezar bulmak da kolay değil artık.Öldürülen sevgi ve saygıya karşılık, yaşatılan kabalık ve zorbalık insanda umut mu bırakır!
***
Tahrip gücü yüksek şiddet dizilerinin sokaktaki çakal üretimindeki korkunç etkisi kimsenin umurunda değil. Cehaletin kendi içinde aldığı kararlar infaza dönüşüyor ki, bunda sosyal medyanın etkisi büyük. Bu ahlaksız beslenmenin bedeli çocuklara ödetiliyor. "Herkesin bumerangı sadece kendine değil çocuklarına da döner" diye yazıyoruz ilgi çekmiyor.Şimdi burundan çekilen bir hayatın rüzgarı esiyor.
***
Bizler serveti onuruyla ölçülen yürekli insanlar tanıdık ve çok sevdik. Bizler eskiciyiz. Onurun dürüstlüğün yok sayılmadığı yoksul ama o muhteşem yılları özleriz.
4