Deli olmak!

Eskiden akıl hastanesinden pijamayla kaçan ve 'deli' denilen insanlar vardı. Onlar aslında hayatı yaşayan, parada değil düşüncede zengin olan insanlardı. Eminim ki hayatın kötülükleri karşısında akılları karıştı.

Yıllar önce sokakta böyle biriyle sohbet etmiştim. Altında pijaması vardı, üzerinde ince bir gömlek. Bir taşın üzerine oturmuştu. Benden sigara istedi, sigarasını alıp yanına gittim. "Size dostlarımdan selam getirdim" dedi, "aleykümselam" dedim. Sigarasından derin bir nefes çekti.

O taşa oturmuştu ben ayakta duruyordum, "bana yukarıdan bakma" dedi, utandım yanına iliştim. Yer açmak için kenara kaydı. Kendine sakladığı mucizeleri saydı, "şu anda burada oturmam bile mucizedir" dedi. Birden gözlerini ufka çevirdi "kuşlar size sesleniyor duyuyor musunuz" Gökyüzüne baktım, "ne diyorlar" dedim safça.

"Böcekler gibi sürüneceğinize bizim gibi özgür yaşayın diyorlar" dedi. Ağzındaki sigarayı yedi sanki yenisini yaktı. "Başka bir şey ister misin" diye sordum. "Dört nala koşan bir at isterim" dedi "verebilir misin" Güldüm ama o ciddiydi ve okkalı bir cevap verdi, "bir insandan yapılacak şeyleri isteme" dedi. Sonra da ilginç isteği için açıklama yapmak gereği duydu. "O atla ölmeyecek gibi yaşamaya koşarım."

Çocukluğumda yük taşıyan at arabalarını hatırladım birden. O atların terkisinde sanki bir felsefe kitabının sayfası uçtu gitti önümden. Ne iş yaptığımı sordu, "gazeteciyim" dedim bu kez o güldü. "Çektirdiğin eski fotoğrafların içinde oturuyorsun" dedi ayağa kalktı söylendi. "Etrafında açılmamış o kadar çok mektup zarfı var ki lütfen herkesi oku."

Yerinde duramıyordu, "nereye gideceksin" diye sordum, "terk ettiğim yol nasılsa bana döner" dedi, yanan sigarasını oturduğu taşta söndürdü ve gitti.

Düşündüm de deli denilen insanlar için 'söküğünü bile dikemez' denir, akıllıların şehrin ortasına diktiği gökdelenler seyredilir. Böyle birini tanıdıktan sonra gel de 'deli' olma!