Amerikalı ünlü bir komedyenin 30 gün boyunca sadece kızarmış tavukla beslendiği ve bu durumun yan etkilerini araştıran bir belgesel izledim. O tavukların üretim biçimi ve atıklar konunun öznesiydi.
Dünyaca ünlü markaların baharatlarına katılan kimyasal maddeleri teşhir ederken, sözde gezen tavukların içler acısı halini de bir şekilde belgeledi. Bir ay boyunca kızarmış tavukla beslenmenin kendisinden neler aldığı belgelendi.
Belgeselin sonunda kurduğu cümle: "Ben tavuk yemeyi bırakmam ama asla eskisi kadar yemeyeceğim, garanti!"
Belgesel ucuz beslenme yolunu seçen insanlara dikkat çekerken, bu meseleden çıkan sonuç; 'ölüm eşitsizliği.' Bu dünyada yaşam ve ölüm hakkını paranın ele geçirdiği gösteren gerçeklerin sonunda şaşırtıcı bir bilanço. 'Dünyadaki obez çocuk sayısı açlık çeken çocuk sayısından fazla.' Açlık çeken çocukların azaldığını zannetmeyin, onlar ömür boyu aç ama pis yağlarla ve her türlü kimyasala bulanmış yiyeceklerle beslenen neslin nereye sürüklendiğinin belgesi.
Ucuz yiyecekler ömrü kısaltırken ve sağlık sektörünü zengin ederken, tavuğun hikayesi uzun hikaye. Dünya Sağlık Örgütü'nün de belgeselde açıklamaları var ama bu örgütün insani yanı olduğuna zerre kadar inanmıyorum.
Dünya Sağlık Örgütü'nün yıllık bütçesi 10 milyar dolara yakın. Bu bütçenin sadece yüzde 5'i sağlık harcamalarına ayrılırken, örgütün seyahat harcamaları bile daha yüksek.
Afrika'da her dakika bir çocuk ölürken, Afrikalı çocuklar hayırsever insanların açtığı kuyulardan su çekiyor da Dünya Sağlık Örgütü için Afrika denince paralar suyunu çekiyorsa, orada insanlığın kanı çekilmiş demektir.
Nerede kötülük ve insan canına kasteden bir şeyler varsa parayı takip edin. Paranın olduğu yerde kötülük çoktur. Çünkü kapitalist çakalların kendileri için kurdukları yeni dünya düzeninde hayal edilenler insanlara kolay ölümü layık görüyor.
Dünya ruhunu paraya satan vicdansızlar dünyası. 'Dünya nüfusu gereğinden fazla' diyerek insan ölümlerini ganimet belleyen Bill Gates gibi kansızlar dünyası.
O yüzden insani duyguların beslenmesi durduruldu. Paranın karşısında kimsenin söz hakkı yok. Kapitalizmin her hakkı mahfuz. Gelecek yıllarda çocukları çok daha tehlikeli ve yaşanmaz bir dünya beklerken, her türlü teknolojik zehir beyinlere enjekte ediliyor. Bugünün çocukları bu yanlışların getirisini görecek ve ağır bir bedel ödeyecekler.
Bizlere gelince; yeni dünya düzeni paranın ve yapay zekânın kalbinde atıyor ama asıl mesele gerçekleri kendimizden bile inkâr etmekte yatıyor.

13