Yıllar önce bir kadın aynı hayatı paylaştığı eşine böbreğini vermişti de boşanırken o böbreği geri istemişti. Savunması ilginçti. "Ben ona böbreğimin en iyisini verdim, o bana iyi bir hayat vermedi!"
***
Zamanın tünelinde kazılacak ve ortaya çıkarılacak o kadar çok şey varken, herkes birbirinden alacaklı duruma düşebilir. Ama bilinmelidir ki, organını bağışlayan bir insan, böbreğinin kullanılma süresini belirleme hakkına sahip değildir. İhtiras ve intikam konulu meselelerden yaralı olanlar, "kadın iyi yapıyor" dese de hiçbir vicdan eksperi buna onay vermez.
***
Çünkü gönülden verilen hiçbir şeyin geri istenme hakkı yoktur, böbrek de olsa, yürek de olsa. O yüzden o zamanlar kullandığım cümleyi hatırlıyorum. "Bu evlilik biterken asalet kadında kalmalı böbrek adamda!" Gerekçem de okkalıydı. "Bu hayatta alacaklı kalmaktan daha anlamlı bir şey olamaz!"
***
Akşam başınızı yastığa koyduğunuz zaman rahatça uyuyorsanız, borcunuzu ödeyecek gücünüz varsa, kimseye boyun eğmeyecek kudret size yeter de artar bile. Nedense en çok parası olanlar borçlarının üzerine yatar. Şeref ve haysiyet onlarda hayat bulmadığı için, onların parayı bulma metodunda her yol mevcuttur ve asla gözleri doymaz. Oysa insanların yaşarken dünyadan çaldıklarını geri alacaktır ölüm. Çocukluğumuzdan kalan bir tekerleme vardır. "Uç uç böceğim annen sana terlik pabuç alacak!" O annelerin avucundaki üç kuruşa, o çocukların pabuçlarına göz koyanların borçları mahşerde bile ödenmez.
***
Büyük hırsızların sırtının sıvazlandığı bir düzende, borcunu ödeyemediği zaman "canımı mı alacaksın" diyen insanların borçları için can verdiklerini gördüm. Çocuğunu okutmak için böbreğini satan namuslu bir baba tanımıştım da çocuklarının sofrasına bir lokma haram koymamış, kimseye borçlu kalmamıştı. Böyle insanların gerçek hikayesi yalandan televizyon dizilerine bin basar da o dizilerin yarattığı hasarın borcu ne olacak

3